Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/10883 E. 2014/12448 K. 25.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10883
KARAR NO : 2014/12448
KARAR TARİHİ : 25.06.2014

MAHKEMESİ : MARMARİS SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/04/2013
NUMARASI : 2012/39-2013/193

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 1444 parsel A blokta bulunan 1,2 ve 3;B blokta bulunan 3 nolu bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı olduğu, davacının, taşınmazın yaklaşık 30 m2 lik kısmına komşu 707 parsel maliki davalının duvar yapmak suretiyle tecavüz ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf, taşınmazların 40-50 yıldır zemindeki sınırları ile kullanıldığı,çekişmeli duvarın kendisi tarafından değil davacı tarafından yapıldığı savunmasında bulunmuştur.
Bilindiği üzere; elatma haksız eylem olup elatmanın önlenmesi davaları haksız eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişiler aleyhine açılır.
Öte yandan, Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince “Herkes iddiasını ispat etmekle mükelleftir”.Yine 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” düzenlemesini içermektedir.
Somut olayda; davacı taraf dava dilekçesinde delil olarak “tapu kayıtları,tanık,keşif,bilirkişi ve 07.10.2009 tarihli ihtarnameye ” dayanmıştır. Davacı vekili,04.05.2010 tarihli 1. celsede “… delillerimizi dilekçe ekinde bildirdik.Başkaca delilimiz yoktur” şeklinde bildirimde bulunmuştur. Öte yandan, 26.08.2010 tarihinde yapılan keşif ve 16.09.2010 tarihli bilirkişi raporundan da elatma olgusunun kim tarafından gerçekleştirildiği hususu duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilememektedir. Dolayısıyla davacının davasını ispatlayabildiğini söyleyebilme imkanı yoktur.
Hal böyle olunca; iddianın kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken soyut bilgilere dayanarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.