Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/10969 E. 2014/12618 K. 30.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10969
KARAR NO : 2014/12618
KARAR TARİHİ : 30.06.2014

MAHKEMESİ : HAKKARİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2013
NUMARASI : 2012/48-2013/372

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Şehmuz tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Öznur Kabasakal’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalılar Mecit ve Şehmuz’un el atmalarının önlenmesi ile belirlenen ecrimisilin tahsiline, davalı Necmi’nin dava konusu taşınmazdan el atmasının önlenmesine, davalılar Mustafa ve Selami aleyhine açılan davaların ise reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16.maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının dava dilekçesinde elatılan taşınmazla ilgili olarak bir değer belirtmediği, yargılama sırasında da taşınmazın değeri konusunda bir açıklama yapılmadığı, keşfen değerin saptanmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı üniversite 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 56/b maddeleri gereğince her ne kadar harçtan muaf ise de, davanın kabulü halinde kabul edilen değer üzerinden aleyhine karar verilen davalılardan harç alınacağından, el atılan davalı taşınmazın değerinin saptanması gerekeceği kuşkusuzdur.Nitekim mahkemece el atmanın önlenmesi yönünden davalılar Şehmuz, Mecit ve Necmi ile ilgili olarak davanın kabulüne karar verildiği halde el atmanın önlenmesi ile ilgili olarak davalılardan harç alınmadığı, sadece hükmedilen ecrimisil tutarı ile ilgili olarak haıç alındığı görülmektedir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 423.)maddesi gereğince ilam harçları yargılama giderlerinden sayılır ve aynı yasanın 326. (HUMK417.)maddesine göre yargılama giderlerinin, bu meyanda hükmedilen ilam harçlarının aleyhine karar verilen davalılardan tahsili gerekir.
Mahkemece belirtilen yasal düzenlemeler doğrultusunda işlem yapılmamış, keşfe gidildiği halde el atılan taşınmazın değeri saptanmamış ve el atılan taşınmaz yönünden harcın tahsiline karar verilmemiştir.
Diğer taraftan, dava dilekçesinde 2001 Mayıs ayından itibaren, dava tarihine kadar aylık 200-TL olmak üzere toplam 25.900-TL ecrimisil isteğinde bulunulmuştur. Oysa mahkemece, davalılar Şehmuz ve Mecit’ten 17.290,04-TL olmak üzere toplam 34.580,08-TL ecrimisile hükmedilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74) . maddesine göre, hakim tarafların talep sonuçları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka birşeye karar veremez.
Öte yandan Mahkemenin kabulüne göre de, hükme esas alınan ecrimisil hesabına ilişkin bilirkişi raporu mahmemenin, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli ve hükme esas alınabilecek nitelikte değildir.
Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Öte yandan, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Ecrimisil haksız kullanım tazminatı olduğuna göre, herbir davalının kendi kullandığı bağımsız bölümün haksız kullanım tazminatından sorumlu olacağı açıktır.Ne var ki bilirkişi, herbir davalının kullandığı yeri tek tek saptayıp, davalıların herbirinin sorumlu olduğu ecrimisil miktarını tespit etmediği gibi, zamanaşını defi gözetilerek dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için ecrimisil belirlenmemiş, ilk dönem olarak 2007 yılı alınıp, bu yıla ilişkin tespit edilen ecrimisil üzerinden ÜFE artış oranı yansıtılarak hesaplama yapılmamıştır.
O halde, mahkemece harca esas olacak şekilde herbir davalının kullandığı bağımsız bölümün değerinin saptanması, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda davalıların kullandıkları bölümlerin özelliği ve emsaller gözönüne alınarak Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde sorumlu oldukları ecrimisilin hesaplanması, ecrimisilin belirlenmesinde davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği miktar ile davalıların yasal süre içerisinde ileri sürdükleri zamanaşımı def’inin gözönünde bulundurulması, aleyhine karar verilen davalılara yükletilecek harcın, elattıkları bölümlerin değeri ve hükmedilen ecrimisil tutarı toplamı üzerinden hesaplanması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları açıklanan yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.