Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/11169 E. 2014/14591 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11169
KARAR NO : 2014/14591
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ : TUNCELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2012
NUMARASI : 2012/287-2012/592

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, eski hale iade ve tazminat davası sonunda yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, dolgu malzemesi, hafriyat, moloz vb. malzemeleri kaldırılarak taşınmazın eski hale getirilmesi ve eski hale getirilme bedelinin tahsil edilmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davacıya ait taşınmazın 2.442,75 m2’lik kısmına Davalının elatmasının önlenmesine, 3.664,13 m3 hafriyatın kaldırılmak suretiyle taşınmazın eski hale getirilmesine, bedele yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Çekişme konusu .. ada ..parsel sayılı taşınmazın davacıya,.. parsel sayılı taşınmazın ise davalıya ait olduğu kayden sabittir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 234 ada 6 parsel sayılı taşınmazın öncesinde Hazine adına kayıtlı iken davalı aleyhine 2100 m2’lik alana hafriyat döküldüğü iddiasıyla elatmanın önlenmesi, yıkım ve taşınmazın eski hale getirilmesi istekleriyle Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesinde (2010/241 E-2011/33 K) dava açıldığı, davanın iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddedildiği ve Dairece onanarak 24.5.2013 tarihinde kesinleştiği, o davada çekişmeli taşınmaz üzerinde 2520 m3 hafriyat olduğunun saptandığı, eldeki davada ise 3.664,13 m3 hafriyat olduğunun tespit edildiği, bu arada davalıya ait 5 parsel üzerinde de hafriyat bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elatma haksız eylem niteliğinde olup, elatmanın önlenmesi davaları da bu eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişiler aleyhine açılır.
Somut olayda, 2520 m3’lük hafriyat açısından davalının müdahalesinin olmadığı olgusu bakımından önceki dava güçlü delil niteliğindedir. 2520 m3 dışındaki hafriyat bakımından ise, söz konusu müdahalenin davalı tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin hükme yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Davalının 15.8.2012 tarihli dilekçesinin de dava konusu taşınmazdaki hafriyatın kendisi tarafından döküldüğü anlamına gelmediği de açıktır.
Hal böyle olunca; yerinde yeniden keşif yapılarak tarafların bildireceği tanıklar dinlenmek suretiyle 1.144,13 m3 hafriyatın kim tarafından döküldüğünün açıklığa kavuşturulması, taraf delillerinin eksiksiz şekilde toplanılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, yargılama sırasında harcı tamamlanan dava değeri üzerinden davacı lehine avukatlık ücreti takdir edilmesi yerine, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
Tarafların temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.