Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/12340 E. 2014/16331 K. 23.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12340
KARAR NO : 2014/16331
KARAR TARİHİ : 23.10.2014

MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/07/2013
NUMARASI : 2012/388-2013/328

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ….. ..raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar; 638 ada, 24 parsel sayılı taşınmazdaki 4 numaralı bağımsız bölümün babaları Al..B.ten taraflara miras yoluyla intikal ettiğini, davalının murisin ölümünden bu yana kira geliri elde ettiğini, ancak tüm taleplere rağmen miras payları oranında kira paralarını ödemediğini, taşınmazın hukuksal semere elde edilen yerlerden olduğunu ileri sürerek, ecrimisil isteğiyle eldeki davayı açmışlardır.
Davalı ise; davacılar ile baba bir, anne ayrı kardeş olduklarını,müşterek murisleri olan babaları öldükten sonra dava konusu taşınmazın davacıların da muvafakati ile murisin eşi ve kendi annesi Mine Benk’ in kullanımına bırakıldığını ve yaklaşık 1.5 yıl öncesine kadar da bu yerin anneleri tarafından tasarruf edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davalı tarafça kiraya verilerek tasarruf edildiği gerekçesiyle, dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıllık ecrimisile hükmedilmiş;verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; tarafların mirasbırakanı A.in 27.08.1995 tarihinde öldüğü geride mirasçı olarak davacılar ile davalının kaldığı,çekişme konusu 24 parsel sayılı taşınmazda kat mülkiyeti kurulu 4 nolu bağımsız bölümün halen muris adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Öte yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddeleri uyarınca herkesin iddiasını ispatla zorunlu olduğu tartışmasızdır.
Ne var ki; yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; davacılar davaya konu edilen bağımsız bölümün uzun yıllardır davalı kullanımında olduğunu ileri sürmüşler, davalı ise taşınmazı kullanmadığını, gelir elde etmediğini savunmuş, davacılar bu iddialarını ispat için dava dilekçesinde tanık deliline dayanmışlar ancak mahkemece, davacı tanığı dinlenmediği gibi, davalı tanıkları da dinlenilmeden sonuca gidilmiştir.
Hâl böyle olunca, mahkemece davalının savunması üzerinde de durularak, çekişme konusu taşınmazın davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığının belirlenebilmesi için taraf tanıklarının dinlenilmesi, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün ((6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.