Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/12732 E. 2014/16853 K. 04.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12732
KARAR NO : 2014/16853
KARAR TARİHİ : 04.11.2014

MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/03/2014
NUMARASI : 2013/2120-2014/446

Taraflar arasında görülen tapu kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı; nüfus kütüğünde soyadının “Yön” olarak kayıtlı olduğu halde 432 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “Yan” yazıldığını ileri sürüp, soyisminin nüfus kaydına göre düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece; davacı ile aynı kimlik bilgilerine sahip F.. Y..’ün (evlenme ile D…’ın) bulunduğu, anılan kişinin mirasçılarının taşınmazın kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri, davacının 432 parselin kendisine ait olduğunu ispatlayamadığı, mülkiyet değişikliğine neden olacak şekilde hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; talep konusu 432 parsel sayılı taşınmazın Gaziantep ili … ilçesi … Mahallesinde bulunduğu, 1962 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında vergi kaydı uygulanarak Z.. S…’in zilyetliğinde iken 01.08.1958 tarihli satış senediyle… Mahallesinde oturan M.. kızı.F .. Y..’a sattığından sözedilerek Mustafa kızı F..Y.. adına tespit edildiği, itirazsız kesinleştiği, tesbite esas alınan adi yazılı satış senedinin satıcı Z.. S.., … Mahallesi muhtarı M.. S.. İyibadem, D.. E.. ve Ş.. S..tarafından imzalandığı, .. ve …Mahallelerinde tapu maliki Mustafa kızı F.. Y.. adına kayıt bulunmadığı, davacı ile aynı kimlik bilgilerine sahip olan Mustafa ve Zahide kızı F.. Y..’ün 02.02.1952 tarihinde evlenerek Kanalıcı Mahallesinden Kabasakal Mahallesine naklen gittiği ve D… soyadını aldığı, 03.10.1994 tarihinde öldüğü, mahkemece F.. Y.. (D..) mirasçılarına meşruatlı davetiye gönderilmesi üzerine tüm çocuklarının taşınmazda mülkiyet iddiasında bulundukları, ancak bu yönde usulünce dava açmadıkları gibi kadastro tespitinin yapıldığı tarihte ve tesbite dayanak yapılan 01.08.1958 tarihli satış senedinin düzenlendiği tarihte anneleri F.. Y..’ün soyadının D.. olduğu, davacının ise Kanalıcı Mahallesi nüfusuna kayıtlı bulunduğu, 01.12.1944 tarihinde evlenerek Yön soyadını aldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydıdüzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyleki, tapu maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip kişilerin bulunması halinde o kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığının kendilerinden sorulması gerekir. Mahkemece davacı ile aynı kimlik bilgilerine sahip olan F.. Y.. (D.) isimli kişinin mirasçılarına meşruatlı davetiye çıkarılması doğru değildir. Diğer taraftan mahkemece talep konusu taşınmazın bulunduğu ilçe bazında tapu maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip kişilerin olup olmadığı Nüfus Müdürlüğünden sorulmayıp sadece .. ve … Mahalleleri yönünden araştırma yapılmıştır. Bunlardan ayrı talep konusu taşınmazın kadastro tesbitine dayanak yapılan ve tutanağın ekinde gönderilen 01.08.1958 tarihli adi yazılı satış senedinde imzaları bulunan Z.. S.., M.. S..İ.., D.. E.. ve Ş.. S.. tanık sıfatıyla dinlenmemişlerdir..Yine davacının yargılama sırasında sunduğu çekişmeli taşınmaza ilişkin arazi vergilerini kendisinin ödediğine dair 1999 ilâ 2011 yıllarına ilişkin vergi makbuzları incelenmemiş, bu yönde bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda; mahallinde keşif yapılıp 01.08.1958 tarihli adi yazılı satış senedinde imzaları bulunan Z.. S.., M.. S..İ.., D.. E.., Ş.. S.. ile elverdiğince yaşlı tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak talep konusu taşınmazlardaki malik “Mustafa kızı F.. Y..” ile davacının aynı kişi olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.