YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/130
KARAR NO : 2014/14592
KARAR TARİHİ : 22.09.2014
MAHKEMESİ : FETHİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/04/2013
NUMARASI : 2009/405-2013/470
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar Hüseyin ve İ.. U.. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, müdahalenin keşfen belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, kayden maliki olduğu 1713 parsel sayılı taşınmazın bir kısmına, ekip dikmek ve ahır-depo inşa etmek suretiyle davalılar tarafından müdahale edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı, dava konusu 1713 parselin Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/249 E-2003/709 K sayılı ilamı ile davacı adına hükmen oluştuğu, mahkemece yapılan 1. keşif sonrasında 2 bilirkişi tarafından düzenlenen 2.11.2010 tarihli raporda tecavüzün olmadığının bildirildiği, 2. keşif sonrası 2 bilirkişi tarafından düzenlenen 27.12.2012 tarihli raporda ise tecavüzün varlığının bildirildiği, raporlar arasında çelişki olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının ya da kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkca gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 267. maddesinde düzenlenen ”Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür.” hükmü uyarınca 2 kişi ile keşif yapılması da HMK’nun 267. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.
Hâl böyle olunca; yerinde yeniden keşif yapılarak 3 harita mühendisi bilirkişinin dinlenilmesi, aslolanın ilamın paftaya işlenmiş hali olduğu gözetilerek önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, davacıya ait taşınmaza müdahale olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalılar Hüseyin ve İ.. U..’nun temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.