YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13320
KARAR NO : 2014/14822
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ : ANTALYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/07/2013
NUMARASI : 2009/263-2013/424
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin kabulüne; ecrimisil isteğinin reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava; imar parseline elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacılar, miras bırakanları K. K.’ın kayden maliki olduğu .. ada 2 parsel sayılı taşınmaza komşu .. parsel sayılı taşınmaz maliki davalıya ait merdivenlerin taşkın olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesine,yıkıma ve geriye dönük 5 yıllık toplam 3.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini istemiş;davalı,tecavüzün imar uygulaması sonucu meydana geldiğini,taşkın kısım için davacıların murisine 1968 tarihinde 1.000,00 TL ödeme yapıldığını belirtip davanın reddini savunmuş; savunma yoluyla temliken tescil veya irtifak hakkı tesisi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, keşfen saptanan tecavüze konu yapının imardan sonra yapıldığı gerekçesi ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne; tecavüzlü kısmın müstakilen bir gelir getirmeyeceği gerekçesi ile ecrimisil isteğinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden;1989 yılında yapılan imar uygulaması ile murisin kayden malik olduğu .. ada 2 nolu imar parselinin öncesini teşkil eden .. ada 9 nolu kadastral parselin muris, komşu .. ada 3 nolu imar parselinin öncesini teşkil eden 394 ada 10 nolu kadastral parselin ise davalı adına kayıtlı olduğu, davalının kendi çapı kapsamında kalan yere yapmış olduğu binanın teknik bilirkişinin 14.01.2013 tarihli krokide A harfi ile gösterdiği 9,22 m2 lik bölümünün murisin taşınmazına taşkın bulunduğunun ve bu taşkınlığın imardan sonra yapıldığının saptandığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, imar parsellerinin oluşmasından sonra çekişmeli yapının inşaa edildiğinin saptanması halinde mahkemece öngörüldüğü anlamda hüküm kurulması gerekeceğinde kuşku yoktur.Ancak,tecavüzlü durumun imar uygulaması ile meydana geldiği belirlendiği takdirde 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi hükmünün gözetilmesi gerekeceği de tartışmasızdır.Yine, davalının, yapılarını inşaa ettiği kadastral parselde savunmasında ifade ettiği gibi harici satın almadan kaynaklanan bir kişisel hakkının bulunması durumunda da, değinilen korumadan yararlanacağında kuşku yoktur.
Öte yandan,yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın ( mütemmim cüz’ün ) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus Medeni Kanunun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Nevarki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın 1605 sayılı yasa ile degisik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı imar yasasının 18. maddelerinde ozel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parca ( mütemmim cuz ) olan yapı ıle arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Diğer taraftan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça ( mütemmim cüz ) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü ozel yasa ile kısıtlanmıştır.
2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettigi bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir tasınmaz uzerıne ayrılmaz parca ( mütemmim cüz ) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olaya gelince;mahkemece belirtilen ilkeler çerçevesinde bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki;dosya arasında bulunan fen bilirkişi raporuna göre taşkınlığın imardan sonra yapıldığı bildirilmiş ise de davalı tanıkları davalıya ait yapının imardan önce de bulunduğunu beyan etmişlerdir.Yine davalının şuyulandırma öncesi 1968 tarihli harici satın alma savunması üzerinde de yeterince durulmamıştır.
Hal böyle olunca;yukarıda açıklanan ilkelerde gözetilerek taraflara ait kadastral pafta ve krokileri ile imar pafta ve evraklarının getirtilmesi, çekişme konusu bina ile ilgili ruhsat ve izin belgelerinin sağlanması,mahkemece 3 kişilik bilirkişi heyeti aracılığıyla keşif yapılarak kadastro pafta ve krokileri ile imar pafta ve krokilerinin uygulanması,böylece teknik bilirkişi raporu ile tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi,bu yönde yerel bilirkişilerin ve taraf tanıklarının bilgilerine başvurulması, böylece tecavüzlü halin zamanının kesin olarak açıklığa kavuşturulması, davalının şuyulandırma öncesi harici satın alma savunması üzerinde yeterince durulması,gerekirse Antalya 1. Noterliginin 02.03.1968 tarih ve 3415 yevmiye nolu mukavelename başlıklı belgede belirtilen krokide temin edilerek bu yönde bilirkişi incelemesi yapılması yapının imar parsellerinin oluşmasından önce inşaa edildiğinin belirlenmesi veya harici satın almanın varlığı halinde İmar Yasasının 18. maddesi hükmünün uygulanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle,hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.