Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/13956 E. 2014/15664 K. 14.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13956
KARAR NO : 2014/15664
KARAR TARİHİ : 14.10.2014

MAHKEMESİ : ORTAKÖY(AKSARAY) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2013
NUMARASI : 2012/59-2013/502

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi…..raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paylı mülkiyette paydaşlar arasındaki ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar; 79 ada 61 parselden imar uygulamasıyla ayrılan 343 ada 1, 7, 8 ve 524 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda tarafların paylı mülkiyet üzere malik olduklarını, taşınmazların babalarından ırsen intikal ettiğini, mirasbırakanın ölümünden bu yana 343 ada 1 parselde bulunan 2 katlı evin bir katını, bodrum katı , merdiven boşluğunu, bahçeyi ve arsanın tamamını davalının kullandığını, tüm ikaz ve uyarılara rağmen elde edilen gelirden taraflarına pay verilmediğini, Ortaköy Sulh Hukuk Mahkemesinde 2001/57 esas sayılı dosyada ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını ileri sürerek dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı; intifadan men edilmediğini, 343 ada 1 parselde bulunan binanın birinci katını kendisinin ikinci katını dava dışı kardeşi Menderes ile annelerinin kullandığını, 343 ada 1, 7 ve 8 parselerde tarımsal faaliyetin yapılmadığını, bahçenin bakımsız olduğunu,ekonomik getirisinin bulunmadığını, meyveleri Menderes’in topladığını, 524 ada 3 parselin ise hiç kimse tarafından kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazların davalı ve dava dışı Menderes tarafından birlikte kullanıldığı, ortaklığın giderilmesi davasıyla davalının intifadan men edildiği, bir kısım tanıklarca bahçenin davalı tarafından kullanılmadığı belirtilmiş isede davalının elde etmeyi ihmal ettiği ürünler nedeniylede sorumluluğunun bulunduğu, TBK’nun 61.maddesi uyarınca davalı ile Menderes’in müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle taşınmazların tamamı üzerinden davacıların payları oranında belirlenen 3.622TL ecrimisilin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 79 ada 61 parsel sayılı 3.449,60m2 yüzölçümündeki ev ve bahçe niteliğindeki taşınmazın tarafların mirasbıkanı M..M.adına kayıtlı iken 01.03.2010 tarihinde yapılan imar uygulamasıyla 343 ada 1, 7, 8 ve 524 ada 3 parsellere ayrıldığı, anılan taşınmazların 12.04.2012 tarihinde ırsen intikal yoluyla davanın
tarafları ve dava dışı Menderes ile Havize adlarına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, 524 ada 3 parselde ayrıca dava dışı Hazineninde paydaş olduğu, M..M..nun 03.07.1992 tarihinde öldüğü, geride eşi Havize ve çocukları olan davanın tarafları ile dava dışı oğlu M…in kaldıkları, taşınmazlar üzerinde fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, taksim yapılmadığı, davacılar ve dava dışı Havize tarafından davalı ile dava dışı Me..leyhine 19.03.2001 tarihinde 79 ada 61 parsel hakkında ortaklığın giderilmesi davası açtıkları, Aksaray Ortaköy Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.01.2002 gün 2001/57E-2002/14K sayılı kararıyla davanın HMUK’nın 409/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, halen tebliğe çıkarılmadığı anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasıyla intifadan men koşulunun gerçekleşmiştir. Ancak bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25.02.2004 günlü ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). Haksız eylem kim tarafından yapılmış ise davanın ona yönelik olarak açılması ve sonucundan onun sorumlu tutulması asıldır.
Çekişmeli 343 ada 1 parsel üzerinde bulunan binanın birinci katını davalının , ikinci katını dava dışı Menderes ve anneleri Havize’nin birlikte kullandığı tüm dosya kapsamıyla sabit olduğu halde mahkemece her iki kat yönünden davalı aleyhine ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir.
Diğer taraftan hükme dayanak yapılan ziraat mühendisi K..A..tarafından düzenlenen 22.05.2013 tarihli raporda; çekişmeli taşınmazların bir bütün olarak kullanıldığı belirtilmiş isede 524 ada 3 parsel sayılı taşınmazın diğer taşınmazlara bitişik olmayıp farklı adada bulunduğu halde anılan parselin davalı tarafından kullanıp kullanılmadığı, davacıların kullanmalarına engel olup olmadığı belirlenmeden bu parsel yönünde de ecrimisile hükmedilmiştir.Yine anılan raporda ; ağaçların ve binaların bulunmadığı yaklaşık 100m2lik alanın boş olduğu, bu alanın 6-7 yıldır işlenmediği, bakımsızlıktan üzerinde çalı formunda ağaçların çıktığı, meyve ağaçlarının bakımının yapılmadığı belirtilmiştir. Aksaray Ortaköy Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.01.2002 gün 2001/57E-2002/14K sayılı ortaklığın giderilmesi dosyasında ziraat mühendisi N..A…tarafından düzenlenen 03.08.2001 tarihli raporda da; 79 ada 61 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan meyve ağaçlarının bakımının yapılmadığı, ağaçların bakımsızlıktan çalılaştığı, ticari değer taşıyabilecek meyve elde edilemeyeceği ifade edilmiştir. Davalı tanıkları da bahçe ve meyve ağaçlarının muris M…M..nun ölümünden sonra kullanılmadığını bildirdikleri halde mahkemece davacıların bahçe ve meyve ağaçlarını kullanmalarına davalının engel olup olmadığı belirlenmeden davalının elde etmeyi ihmal ettiği ürünler nedeniylede sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle meyve ağaçları ve bahçe yönündende ecrimisile hükmedilmesi isabetsizdir.Bunlardan ayrı mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yeterli, ayrıntılı, kanaat verici ve denetlenebilir nitelikte olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hemen belirtilmeli ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkiş marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira paraları araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek resen emsal araştırılmalı, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda hükme esas alınan inşaat ve ziraat bilirkişi raporlarında yukarıda belirtilen ilke ve usuller dikkate alınmaksızın soyut bir takım belirlemeler ile ecrimisil hesabı yapılmış, emsal araştırması yapılmadan, resmi veriler getirtilmeden mahkemece bu raporlar ile sonuca gidilmiştir. Bilirkişi raporu, somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermeli ve Yargıtay denetimini sağlayacak bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir.
Hal böyle olunca, mahkemece yeniden bilirkişi heyeti oluşturulup taraf tanıklarının huzuruyla dava konusu taşınmazlar üzerinde keşif yapılması, yukarıda değinilen hususlar gözetilerek inceleme ve araştırma yapılması, bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporları eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin, bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.