Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/17331 E. 2014/16187 K. 21.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17331
KARAR NO : 2014/16187
KARAR TARİHİ : 21.10.2014

MAHKEMESİ : TÜRKOĞLU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/04/2014
NUMARASI : 2014/7-2014/129

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim ve tespit davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydında düzeltim ve tespit isteklerine ilişkin olup, Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış; mahkemece verilen görevsizlik kararı, temyiz edilmeden 22.11.2013 tarihinde kesinleşmiş, davacı taraf ise 16.12.2013 tarihinde dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için başvuruda bulunmuştur.
Bu durumda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK) 20. maddesi hükmü uyarınca, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin istenmesi için öngörülen sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen madde hükmü dikkate alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esasının hükme bağlanması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün(6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY-

Dava, tapu kaydında düzeltim ve tespit isteklerine ilişkindir. 1.10.2013 tarihinde sulh hukuk mahkemesine açılmıştır. Bu mahkemece asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı 22.11.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı 16.12.2013 tarihinde iki haftalık süre geçtikten sonra dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurmuştur.
.Asliye hukuk mahkemesince dava esastan kabul edilmiş, bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Daire çoğunluğu bu kararın “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 20.maddesi hükmü uyarınca, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin istenmesi için öngörülen sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen madde hükmü dikkate alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esasının hükme bağlanması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmasına karar vermiştir.
6100. sayılı HMK nın Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler başlıklı 20. maddesi “- (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurun un reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep et mesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
(2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir.” şeklindedir.
Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığına düşülen husus “açılmamış sayılması kararı”nı hangi mahkemenin vereceği hususudur.
Öncelikle görevsizlik kararı veren sulh hukuk mahkemesinin süresinde yapılmayan gönderme talebi üzerine 20.maddeyi esas alarak davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerekirdi. Bunu yapmayarak dosyayı göndermesi üzerine dosya kendisine gelen mahkeme bu süreleri kontrol etmeliydi. Kontrol etmeyerek dosyanın esasa kaydı üzerine mahkemenin yapacağı işlem ne olmalıdır bu husus tartışma konusudur.
20. madde bunu açıkça düzenlemiş “…dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.” düzenlemesini getirmiştir. Maddenin yazım tarzı itibariyle emredici nitelikte olduğu, takdire yer vermediği görülmektedir. “bu mahkeme”den kasıt görevsizlik kararını veren mahkemedir. Mahkemelerin görev ve yetkileri kanunla belirlenir. Yorum yoluyla bunu genişletmek veya arttırmak mümkün değildir. Öyleyse dosya kendisine gelen asliye hukuk mahkemesi gönderme talebinin süresinde olmadığını anladığında 20. maddeye göre bir karar verilmek üzere dosyayı sulh hukuk mahkemesine iade ederek esasını bu şekilde kapatmalıydı.
Sonuç itibariyle bu gerekçelerle kararın bozulması gerekirken açılmamış sayılma kararı verme konusunda görevli olmayan mahkemeye bu görevi yükleyen çoğunluk görüşüne katılmıyorum.