YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20223
KARAR NO : 2014/18684
KARAR TARİHİ : 01.12.2014
MAHKEMESİ : KONYA 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/02/2014
NUMARASI : 2013/442-2014/279
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi…. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava; tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, dava konusu 16735 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında, mirasbırakan H. kızı Ş. S.’ın “Hasan kızı Ş. H.”, A. oğlu O. S. “A.i oğlu O.” ve A. oğlu H. S. da “A. oğlu H.” olarak yazılı olduğunu ileri sürülerek eldeki davayı açtığı, mahkemece davacının kaydı düzeltilmek istenen A.i oğlu H. mirasçısı olmadığı gerekçesiyle onun hakkında açılan davanın reddine, Ş. ve O. yönünden davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün davalı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de, idari yoldan tapu kayıtlarında intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak dava açılan bu gibi durumlarda, tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, asıl olan nüfus kayıtları olup, tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davalarında, düzeltme işlemi nüfus kayıtları esas alınarak yapılır. Ne var ki, somut olayda her ne kadar davacının mirasbırakanları olan Hasan kızı Şerife ve Ali oğlu Osman’ın veraset ilamlarında soyadları bulunsa da getirtilen nüfus kayıtlarında soyisimleri yazılı değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece tapu maliki ile davacının mirasbırakanlarının aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.