Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/20969 E. 2014/19281 K. 09.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20969
KARAR NO : 2014/19281
KARAR TARİHİ : 09.12.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 22. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/07/2013
NUMARASI : 2012/1102-2013/284

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemenin görevsizliğine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi . . raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak koşuluyla 01.01.2012 ila 31.01.2012 arasındaki dönem için 815,00.-TL haksız işgal tazminatın kademeli yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ve belirsiz alacak niteliğindeki ecrimisil miktarını belirlenmeksizin kira ilişkisinden söz edilmek ve davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Bilindiği üzere, alacağın bir kısmı fazlaya ilişkin saklı tutularak dava edildiğinde dava değeri, geri kalan alacak kesimi mahkemece belirlendiğinde talep edilip edilmemesine göre değişecektir. Eğer geri kalan miktar usulünce harcı yatırılarak talep edilirse dava değeri bu arttırılan orana göre, yok makul süre içinde dava değeri arttırılmazsa başlangıçta dava edilen miktara göre belirlenir. Bu durumda bu aşamalar henüz tamamlanmadığından dava dilekçesinde belirtilen değer esas alınarak kararın kesinlik sınırı içinde kaldığından söz edilemez.
Öte yandan, eldeki dava, davalının davacı adına kayıtlı taşınmazı fuzulen işgal ettiğinden bahisle açıldığına ve bu iddia yargılama sırasında “ıslah” da edilmediğine göre; uyuşmazlığın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2/1. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevinde bulunduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, işin esası incelenerek bir hüküm kurulması gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.12.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından fuzuli işgal nedeniyle ecrimisil talebiyle açılmış, asliye hukuk mahkemesince; taraflar arasında öncesinde kira sözleşmesi bulunması nedeniyle görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesi olduğu yönünde uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu sözleşmeyi 27.6.2011 tarihli ihtar ile fesh etmiştir. Kira sözleşmesinin 2886 sayılı yasaya göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu yasanın 75.maddesi ile “Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır.” Hükmü getirilmiştir. Taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinde bu yasal düzenlemenin aksine bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin devam ettiğinin kabulü mümkün değildir.
Taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığına, davacı tarafından istenen ecrimisilin sözleşmenin sona erdiği tarihten sonraki döneme ilişkin bulunduğuna göre uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK nın 2/1.maddesi gereğince çözümlenmesi gerekirken aynı yasanın 4. Maddesi kapsamında değerlendirilerek görevsizlik kararı verilmesi doğru değilse de,
Somut olayda istenilen ecrimisil miktarı 815,00-TL.olup karar tarihi olan 2.7.2013 itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 1.820,00-TL’yi geçmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi gereğince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5219 sayılı Yasa ile değiştirilen 427. maddesinin 2. fıkrası gereğince davalının temyiz hakkı bulunmamaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Bu nedenle miktar itibariyle kesin olan karara ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, “ davanın fuzuli işgalden bahisle açıldığı, davanın ıslah da edilmediği” gerekçesiyle bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.