Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/22472 E. 2017/2609 K. 15.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22472
KARAR NO : 2017/2609
KARAR TARİHİ : 15.05.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakandan intikal eden 864 va 874 parsel sayılı taşınmazları davalı ile paylaşmalarına rağmen kendisine düşen 864 parsele davalının müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait 864 numaralı parsele davalının bir müdahalesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının 864 sayılı parselin 1/2 paydaşı olduğu davalının ise komşu 874 sayılı parselin malik olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece yapılan keşifler sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarının taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeye ve hüküm vermeye yeterli olduklarını söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyleki, mahkemece yapılan keşif sonrası alınan 23.06.2014 ve 10.07.2014 tarihli bilirkişi raporlarında davacıya ait 864 parsel sayılı taşınmaza vaki bir tecavüz olup olmadığı açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirtilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yerinde yeniden keşif yapılarak ve tarafların gösterdiği tanıklar keşif yerinde dinlenmesi, davacı ve davalının kullandığı yerlerin tanıkların gösterdiği şekilde bilirkişi raporuna yansıtılmak ve 23.06.2014 ve 10.07.2014 tarihli bilirkişi raporlarında (B) harfi ile gösterilen alanın kim tarafından kullanıldığı özellikle açıklığa kavuşturulmak suretiyle denetime elverişli, keşif mahallini tam olarak izleyebilmeyi sağlayacak içerikte kroki ve rapor düzenlenmesinin sağlanması ve davalı tarafından yapılan bir elatma varsa bu hususun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarıyla yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.