Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/2632 E. 2014/9527 K. 08.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2632
KARAR NO : 2014/9527
KARAR TARİHİ : 08.05.2014

MAHKEMESİ : ÇANKIRI SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/11/2013
NUMARASI : 2013/110-2013/1281
Taraflar arasında görülen kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davası sonunda yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı; miras bırakanı R.. kızı, E.. M..’nin 347 ada, 20 ve 34 parsel sayılı taşınmazlarda kayıt maliki olduğunu, 20 parsel sayılı taşınmazın sicil kaydında “R.. kızı, E.. M.. ” yazılı iken maliki olduğu 347 ada, 34 parsel sayılı taşınmazın sicil kaydında ise baba ismi yazılmayıp ” A.. karısı, E.. M.. ” olarak yazıldığını ileri sürerek 34 parsel sayılı taşınmazın sicil kaydının, nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu 347 ada, 20 parsel sayılı taşınmazın çap kaydının ve kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanağı revizyon gören tapu kaydı ile 34 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine esas alınan 25/12/1930 tarih, 62 sıra nolu K. Evvel, 1932 tarih, 1 sıra nolu tapu kaydının getirtilmediği, talep konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki Nüfus Müdürlüğünden “347 ada, 34 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıtlarında maliki olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfusta kayıtlı olup-olmadığının tespiti amacıyla yukarıda açıklandığı şekilde araştırmanın yapılmadığı görülmektedir.
O halde; dava konusu 347 ada, 20 parsel sayılı taşınmazın çap kaydı ve kadastro tespit tutanağı, dayanağı tüm belgelerin revizyon gören tapu kaydı varsa ise ilk tesisinden itibaren tüm geldi ve gittilerini gösterir kayıtların, 34 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine esas alınan 25/12/1930 tarih, 62 sıra nolu K. Evvel, 1932 tarih, 1 sıra nolu tapu kaydı ve dayanağı tüm belgelerin (nüfus kaydı, vekaletname, veraset ilamı vs.) ve akit tablosunun getirtilmesi, ilgili Nüfus Müdürlüğünden “347 ada, 34 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıtlarında maliki olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfusta kayıtlı olup-olmadığının sorulması, aynı kimlik bilgilerine sahip kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının gönderilmesi halinde sağ ise kendisinin ölü olmaları halinde yasal mirasçılarının duruşmaya çağrılarak mülkiyet hakkı iddiaları bulunup- bulunmadığının sorulması, (mülkiyet hakkı iddiasında bulunmaları halinde artık bu davanın çekişmesiz yargı usulüne göre Sulh Hukuk Mahkemesinde görülebilmesine imkân bulunmadığından davacı tarafından mülkiyet iddiasında bulunanlar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde çekişmeli yargı usulüne göre ayrı bir dava açılması gerekli olmakla, temyize konu davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi) , tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanâat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılıp tanıklar ve varsa tespit bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenmesi, tapu kaydında kimlik bilgileri düzeltilmesi istenen kişinin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde inceleme yapılması, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı Tapu Sicil Müdürlüğünün bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.