Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/305 E. 2014/3161 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/305
KARAR NO : 2014/3161
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

MAHKEMESİ : IĞDIR SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/03/2013
NUMARASI : 2013/95-2013/259

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, ilgili tapu müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür işlerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 382/9-ç-1 maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür ve işin niteliği itibarıyla maktu harç alınır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgilerinin düzeltmesini isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin takip yetkisi vardır.
HMK’nin geçici 1. maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:

1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacılar vekili 80, 99, 280, 321, 339, 357, 359, 554, 570, 891, 894, 896, 911 ve 913 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının nüfus kaydına uygun şekilde düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, Iğdır Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/803 esas sayılı dosyasında kendisine 80, 99, 280, 321, 339, 359, 554, 570, 891, 894, 911 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının düzeltilmesi dava açmak üzere yetki belgesi verildiği, ancak yetki belgesinde bulunmayan 357, 896 ve 913 parsel sayılı taşınmazlar için de dava açıldığı, yetki belgesinde bulunmayan taşınmazlar yönünden mülkiyet veya mirasçılık gibi bir bağ kuracak belge bulunmamaktadır. Dava konusu 80, 280, 321, 357, 359, 554, 570 parsel sayılı taşınmazların tedavül kayıtları arasında bulunan mahkeme kararının getirtilmediği, 339 parselin tapulama nedeni ile oluştuğu, tapulama tutanağına esas 38 tarih ve 41 sıra nolu tapu kaydının getirtilmediği, 99 parsel sayılı taşınmazın tedavül kayıtlarının getirtilmediği, 891 parselin geldisinin 316 parsel, 894 ve 896 parselin geldisinin 340 parsel, 911 ve 913 parselin geldisinin 893 parsel olduğu, 316, 340 ve 913 parsel sayılı taşınmazların tesciline esas tedavül kayıtlarının getirtilmediği, 893 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak 19.09.1964 tarihinde G.. ., 316 ve 340 parsel sayılı taşınmazlar ilgili olarak 09.05.1964 tarihinde Güllü Ağgül ismi ile bizzat işlem yapıldığı bu işlemlerde kullanılan kimlik bilgilerin araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; dava konusu 357, 896 ve 913 parsel sayılı taşınmazlar hakkında dava açabilmesi için davacıya verilen yetki belgesinin temin edilmesi, dava konusu taşınmazlara ait ait tapulama tutanakları ve dayanak belgelerinin getirtilmesi ve yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırmanın yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan
H. H. ÜNALDI
Üye
A. S. TOGAY
Üye
F. AKBABA
Üye
S. ÖZAYKUT
Üye
H. KAYA

Okundu.26.02.2014A.A.