Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/323 E. 2014/3509 K. 19.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/323
KARAR NO : 2014/3509
KARAR TARİHİ : 19.02.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 21. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/05/2013
NUMARASI : 2012/45-2013/227

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı N.. A.. vekili, davalılar B.. A.. vd. vekili ile davacı H.. A.. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava ve birleşen davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, el değiştiren taşınmazlar bakımından bedel isteğine ilişkin olup, davanın reddine dair verilen kararın davacılar ve bir kısım davalılar tarafından temyizi üzerine, Dairece; ”..468, 469, 503, 509, 133, 134 ve 819 parsel sayılı taşınmazlar yönünden miras bırakanın yapmış olduğu temliklerin muvazaalı olduğu, 819 parsel yönünden isteğin bedele yönelik olduğu da gözetilmek suretiyle, karşılıklı açılan davaların kabulüne karar verilmesi gerektiği” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davacı Hikmet yönünden davanın feragat sebebi ile reddine, diğer davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hükümden sonra davacılar Nazım, Satılmış ve Bahri’nin davalarından feragat etmeleri sebebi ile 13.12.2010 tarihinde ek karar ile feragat eden davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine karar-ek karar Dairece, ”..Dava ve birleşen davalarda, temliklerin muvazaalı olduğu saptanmak suretiyle davacılar Fatma ve Perihan’ın açtıkları davalarda 503, 468, 469, 509, 133 ve 134 parsellerle ilgili olarak tapu iptal ve tescile, 819 parsel yönünden ise bedele karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı, 511 ve 512 parsel sayılı taşınmazların muris Ganime ve davacılar tarafından satış yolu ile davalıların mirasbırakanı Ali’ye temlik edildiği, davalılar tarafından da 31.05.2006 tarihinde davalı M.. G..’e satış suretiyle devredildiği, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya içeriği ile anılan parsellerle ilgili temlikin gerçek satış olduğu, muvazaanın amaçlanmadığı sonucuna varıldığından bu parseller bakımından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, temyiz aşamasında davacı Nazım ve birleşen davanın davacıları Bahri ile Satılmış’ın davalarından feragat ettiklerini bildirmeleri üzerine, mahkemenin dosyayı yeniden ele alarak ek karar ile 2007/239, 2007/350 ve 2009/464 Esas sayılı davalar ile birleşen
2009/473 Esas sayılı davanın feragat nedeni ile reddine karar vermesinin yasal olarak mümkün olmadığı, davacı Nazım’ın diğer feragat eden davacıların hileli davranışları ile iradesinin sakatlandığını, feragatin gerçek iradesini yansıtmadığını bildirdiği, bu durumda, davacı Nazım’ın feragatinin hile ile alınıp alınmadığı yönündeki iddiaları üzerinde durulması ve vakıa biçiminde incelenmesi gerektiği ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, asıl dosyada davacı Nazım’ın davasının kabulüne, birleşen 2007/350 ve 2009/464 E sayılı davalarının reddine, davacı Perihan mirasçıları vd. tarafından takip edilmeyen asıl ve birleşen davaların işlemden kaldırılmasına, davacı Hikmet’in davasının ve davacılar Bahri ile Satılmış tarafından açılan 2004/473 E. sayılı davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak ve feragat beyanının hile ile alındığı saptanmak suretiyle davacı Nazım yönünden 468, 469, 503 ve 509 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davanın kabulüne, 2007/350 E, 2009/464 E sayılı davalar bakımından davanın reddine, davacıları tarafından takip edilmeyen davalar yönünden dosyaların işlemden kaldırılmasına, davacıları tarafından feragat edildiği bildirilen 2004/473 E sayılı dava yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacı Nazım, davalılar Bahri ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davacı Hikmet’in temyiz itirazlarına gelince;
Davacı Hikmet, 7.9.2004 tarihli dilekçesi ile 468, 469 ve 509 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davadan feragat ettiğini bildirmiş, 11.3.2004 tarihli vekaletname ile vekil tayin ettiği avukatını 15.10.2004 tarihinde azletmiş, sonraki duruşmalara katılmamıştır. Mahkemenin 6.6.2006 tarihli kararı, davacı tarafından 15.10.2004 tarihli azilnamede bildirilen ‘Kıbrıs Köyü Yunus Emre Sitesi, H Blok no:10 Mamak’ adresine değil de, davacının vekaletnamede yazılan adresine gönderilmiş, tebligatın muhatap bu adreste bulunmadığından iade edilmesi üzerine Tebligat Kanunu 35. maddeye göre aynı adrese tebliğ edilmiştir. Sonraki aşamalarda davacı Hikmet’e, onun yönünden davanın reddi kararının kesinleştiği gerekçesiyle hiç bir tebligat yapılmamıştır. Davacı, 21.5.2008 tarihinde mahkemeye verdiği dilekçe ile 503 parsel yönünden davadan feragat etmediğini, verilecek kararda bunun da göz önüne alınmasını istediğini bildirmiş, buna rağmen mahkemece, 22.7.2010 tarihli kararda davacı Hikmet yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacıya tebliğ edilmemiştir.
Davacı feragat dilekçesinde açıkça 503 parsel yönünden feragat etmediğine ve davacının sonradan bildirdiği adrese değil de vekaletnamede gösterilen, davacının ikamet etmediği anlaşılan adrese yapılan tebligat geçersiz olduğuna göre usulüne uygun şekilde davet edilmeyen ve savunma hakkını kullanamayan davacı yönünden bütün parseller bakımından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca; davacı Hikmet yönünden 503 parsel sayılı taşınmaz yönünden, 6100 s. HMK’nun 150/1 maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına, 3 aylık süre içerisinde yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken usulüne uygun şekilde yargılamaya katılımı sağlanmaksızın davacı Hikmet aleyhine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı H.. A..’nun temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmü(6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.2.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.