YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3264
KARAR NO : 2014/9931
KARAR TARİHİ : 15.05.2014
MAHKEMESİ : ACIPAYAM SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/12/2013
NUMARASI : 2013/532-2013/1282
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar dava dilekçesinde; miras bırakanları Hatice Sağun’un maliki olduğu 125 ada, 3 ve 7 parsel sayılı taşınmazların sicil kaydında ad ve soyadının hatalı olarak ”Fatma Segun” olarak yazılı olduğunu ileri sürerek anılan kaydın nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki özellikle; çekişme konusu 125 ada, 3 ve 7 parsel sayılı taşınmazların Denizli İli, A… İlçesi, S… Köyü sınırları içerisinde kaldığı, taşınmazların bulunduğu bölgede yapılan kadastro tespit çalışmaları sırasında Denizli ili, A.. İlçesi ve köylerinde, kayıtta yeraldığı şekilde ”H… S… ” adında herhangi bir kişinin kaydının olup-olmadığının sorgulandığı Mustafa ve Ayşe’den olma, 11/08/1912 ve 01/07/1922 doğumlu iki kayıt tespit edildiği, “1922 doğumlu, Mustafa kızı, Hatice ” mirasçıları saptanarak hak iddia edip etmediklerinin belirlenmediği, öteyandan senetsizden tespiti yapılan dava konusu taşınmazlara komşu parsellerin kadastro tutanakları ile varsa kadastro sırasında uygulanan tapu kayıtları ile vergi kayıtları getirtilerek, bu kayıtlarda dava konusu yapılan parseller yönünü ne okuduğunun denetlenmediği görülmektedir.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü ve Zabıta aracılığıyla gerekli araştırmanın yapılması, mahallinde keşif yapılarak; dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip kişilerin veya mirasçılarının dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup-bulunmadığının kendilerinden sorulması, çekişmeli taşınmazın halen kim veya kimlerin zilyetliğinde olduğunun tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek açıklığa kavuşturulması, senetsizden tespiti yapılan dava konusu taşınmazlara komşu parsellere kadastro sırasında revizyon gören tapu kayıtları ile vergi kayıtları getirtilerek, bu kayıtlarda dava konusu yapılan parseller yönünü ne okuduğu denetlenerek sonucuna göre mülkiyet aktarımına yol açmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı Tapu Sicil Müdürlüğünün bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.