YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3315
KARAR NO : 2014/10085
KARAR TARİHİ : 15.05.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 10. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2013/653-2013/1255
Taraflar arasında görülen tespit davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, taşınmazın maliki olan kişiler ile miras bırakanların aynı kişi olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.
Davacılar, kök miras bırakanlarına ait 266 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak Kamulaştırmasız elatma bedelinin tahsili hususunda Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/649 ve 2012/650 Esas sayılı dosyalardan dava açtıklarını, ancak miras bırakanları olan bir kısım paydaşların tapu sicil kaydında soyisimlerinin yazılı olmaması sebebi ile irtibatlarının sağlanamadığını ileri sürerek, taşınmazın maliki olarak görünen paydaşlar ”Ali, Ömer, Saffet, Nesibe, Akkadın ve Afife’nin” murisleri ile aynı kişi olduğunun tespiti istekli eldeki davayı açmışlardır.
Mahkemece, davacıların tespit davası yolu ile eda davasında elde edilebilecek sonuçları elde etmeye çalıştıkları, bunu yapabilmeleri için eda davası açmaları gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince; çekişme konusu taşınmazın senetsizden 25.06.1953 tarihinde Hasan çocukları Ali, Ömer, Saffet, Nasibe, Akkadın ve Afife adına tespit ve 16.12.1953 tarihinde tescil edildiği, paydaşlardan Saffet ve Nasibe’nin paylarını satış suretiyle Hazine’ye temlik ettikleri, diğer paydaşların payının ise 12.11.1968 tarihinde cebri istimlake istinaden Hazine adına kaydedildiği, daha sonra tahsisle taşınmazın 12.11.1968 tarihinde dava dışı Ortadoğu Teknik Üniversitesi adına kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; tapu sicil kaydında kimlik bilgileri eksik yeralan maliklerin veya mirasçıların açtıkları Kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan tazminat davalarında sıfatlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve karar neticesinde hüküm altına alınması muhtemel olan kamulaştırma bedelinin ödeneceği maliklerin ortaya konulması bakımından davacı mirasçıların eldeki davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu tartışmasız olup, iddialarının sabit olması halinde “tespit kararı” verileceği kuşkusuzdur.
O halde, yukarıda açıklanan ilke ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak, payları kamulaştırılan ””Ali, Ömer, Saffet, Nesibe, Akkadın ve Afife’nin” davacıların miras bırakanları ile aynı kişiler olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin belirtilen nedenlerle temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.