Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/3318 E. 2014/10083 K. 15.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3318
KARAR NO : 2014/10083
KARAR TARİHİ : 15.05.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 10. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2013
NUMARASI : 2013/578-2013/1515

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar, miras bırakan anneleri ” Hasan kızı Fatma ‘a” ait 845 parsel sayılı taşınmazın sicil kaydında ”Ö… ” olan soyadının yazılı olmadığını ileri sürerek anılan kaydın nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesi istekli eldeki davayı açmışlardır.
Mahkemece, davacıların iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki özellikle; kayıtlarda belirtildiği şekilde ”Hasan kızı Fatma” adında K.. Köyü ile B… Köyü nüfusuna kayıtlı herhangi bir şahsın kaydının bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüklerinden sorulmadığı, taşınmazı kimin hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf ettiğinin araştırılmadığı, tapu kaydındaki; ”Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 12.09.2006 tarih, 2005/57 Esas, 2005/177 sayılı kararı ile kayyım tayin edildiği” yönündeki şerh ile, ”Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/284 Esas sayılı yazıları ile tedbir şerhi konulduğu” yönündeki şerhlere dayanak dosyaların getirtilip bu dosyalar ile davacıların miras bırakanı arasında bağlantı olup olmadığının irdelenmediği, öte yandan; talebe konu taşınmazın 20.09.1951 tarihinde düzenlenen kadastro tutanağında ”K… Köyünden Kelkara oğlu Hasan’ın ceddinden kalma malı iken 1931 yılında ölümü ile mirasçı olarak kızı Fatma’yı terkettiği” yazılı olduğu halde, davacıların kayıt maliki olduğunu iddia ettikleri Fatma Ö…’ın babası Hasan Ö…’ın ise kadastro tespitinden sonra 30.08.1960 tarihinde öldüğü nüfus kaydında görüldüğü halde bu husus üzerinde durulmadığı, yine kadastro tutanağında açıkça malikin K.. Köylü olduğu belirtildiği halde Kıbrıs Köyünde ”Kelkara oğlu Hasan” isminde evveliyatta bilinen herhangi bir kişinin bulunup bulunmadığı ve bu köyde ”Hasan kızı Fatma” adında kaç kişinin yaşadığı konusunda zabıta araştırması yaptırılmadığı görülmektedir.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak talebe konu taşınmazın malikinin davacıların miras bırakanı ”Hasan kızı Fatma Ö…” olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.