Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/3364 E. 2014/6216 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3364
KARAR NO : 2014/6216
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

MAHKEMESİ : KIRŞEHİR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2013
NUMARASI : 2012/8-2013/562

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ….. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, intifadan men şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden; dava konusu 3954 parsel sayılı, 1000 metrekarelik, çivi fabrikası ve müştemilatı niteliğindeki taşınmazın kayden davacıların ortak miras bırakanı olan M. E. ile davalı adına paylı mülkiyet üzere ve eşit paylarla kayıtlı olduğu, davacıların murisi olan kayıt malikinin 1997 tarihinde öldüğü, eldeki davanın 2012 senesinde açıldığı, taşınmazın tümünün kullanmak ve işletmek suretiyle uzun yıllardır davalı tarafından tasarruf edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Somut olayda; dava konusu taşınmazın, tapu kaydına göre çivi fabrikası niteliğinde olup, mahallinde yapılan keşif ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre de hızar doğrama atölyesi olarak kullanılan bir yer olduğu, duruşmada dinlenen davacı tanıkları E.. O.. ile T.. V..’ın beyanlarından da, davalının yeri 1999 yılından beri bir süre kendisi işlettiği, bir süre de C. adlı şirkete kiralamak suretiyle kullandırdığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; yukarıda belirlenen esaslarla birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın kiraya verilerek hukuki semere elde edilen yerlerden olduğundan, bu nitelikteki bir taşınmazda intifadan men şartı aranmaksızın davacıların payı oranında ecrimisile karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
O halde, toplanan deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacıların payı oranında ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.