YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3542
KARAR NO : 2014/9630
KARAR TARİHİ : 12.05.2014
MAHKEMESİ : KANDIRA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/10/2013
NUMARASI : 2013/202-2013/809
Taraflar arasında görülen sicil kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, önceden açılıp derecattan geçmek suretiyle kesinleşen, taşınmazın kadastral mülkiyet ve geometrik durumuna dönülmesine ilişkin kararın idarece infaz edilmemesi sebebiyle sicil kaydının düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davanın yargı yolu bakımından reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, ”..Anayasanın 138/4. maddesi hükmü uyarınca verilip kesinleşen yargı kararlarının idarece infaz edilmesi zorunludur. Ne varki; somut olayda idare kesinleşen mahkeme kararını infaz etmemiş ve bunun üzerine davacı Türk Medeni Kanununun 716. maddesi hükmüne dayalı olarak eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere; açılan dava sonucu tesis edilecek kararla taşınmaz mülkiyeti el değiştireceği için davanın sicil kaydının düzeltilmesi olarak kabulü gerekir. Böylesi bir isteğin de 2577 sayılı yasanın 2. maddesi kapsamında bulunduğu kabul edilemez. Hal böyle olunca; öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanıp işin esası bakımından karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, kayden maliki olduğu 63 ada 22 parsel taşınmazın davalı Kandıra Belediye Encümenin 20.7.1993 tarih, 426 sayılı kararı ile şuyulandırmaya tabi tutularak farklı parsellere ayrıldığını, söz konusu idari işlemin iptali için İdare Mahkemesinde açtığı davanın kabul edilerek düzenlemenin kendisine ait taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verildiğini, davalı Belediye tarafından iptal kararı doğrultusunda işlem tesis edilmeyince Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada kadastro parselinin ihyasına karar verildiğini, söz konusu mahkeme kararlarının davalılarca yerine getirilmediğini ileri sürerek ihya edilen kadastral mülkiyet durumunun tesis edilmesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere, bozmaya uyulmuş olmakla bozma gereklerinin aynen yerine getirilmesi zorunlu olup, bu durum usuli kazanılmış hakkın bir gereğidir.
Ne var ki, mahkemece bozma kararına uyulmasına karşın bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme imkanı yoktur.
Şöyle ki; bozma ilamında dava, sicil kaydının düzeltilmesi davası olarak nitelendirilerek dava sonucu tesis edilecek kararla taşınmaz mülkiyeti el değiştireceği için öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak işin esası bakımından bir karar verilmesi gerektiği vurgulanmış olup, mahkemece, dava konusu 63 ada 22 parselde imar uygulaması ile kayıt maliki olan kişiler bakımından taraf teşkili sağlanmadan, delilleri toplanıp, işin esası bakımından inceleme yapılmadan, usule ilişkin sebeplerle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nın 303. maddesi uyarınca kesin hükümden söz edilebilmesi için her iki davanın taraflarının, konusunun ve hukuki sebebinin aynı olması gerekmekte olup, somut olayda, 2000/133 E sayılı dava ile eldeki davanın taraflarının aynı olmadığı açıktır. Bu durumda kesin hükümden söz edilemez.
Hal böyle olunca; bozma ilamında belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.