Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/3679 E. 2014/10261 K. 26.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3679
KARAR NO : 2014/10261
KARAR TARİHİ : 26.05.2014

MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2013
NUMARASI : 2011/495-2013/809

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece 200 parsel sayılı taşınmaz bakımından karar verilmesine yer olmadığına, diğer parsellerde soyadı ve doğum tarihi eklenmesi talepleri yönünden davanın reddine, davacının mirasbırakanının baba adının tapu kayıtlarına eklenmesine yönelik davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydında düzeltim isteğine ilişkindir.
Mahkemece, 200 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın atiye bırakıldığı gerekçesiyle bu parsel bakımından karar verilmesine yer olmadığına, diğer parsellerde soyadı ve doğum tarihi eklenmesi talepleri yönünden, tapu malikinin Türk Medeni Kanunundan önce ölmesi nedeniyle soyadının kütükte yer almadığı, doğum tarihinin kütükte bulunması zorunlu olan bilgilerden olmadığı gerekçesiyle bu taleplere ilişkin davanın reddine, tapu maliki Ömer’in Mehmet olan baba adının tapu kayıtlarına eklenmesine yönelik isteğin ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde yapılan araştırma sonucu 626, 627 ve 649 parsel sayılı taşınmazlar bakımından yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının anılan parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu kısmının ONANMASINA.
2-Davalının öteki temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda da, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda da davanın atiye bırakılması şeklinde bir müessese yoktur. Bu davayı takipten sarfınazar etmektir. Davacı, davalının rızası olmaksızın davasından sarfınazar edemez. Diğer bir söyleyişle davasını geri alamaz. 1086 Sayılı HUMK.nun 185. maddesinin 1 nolu bendinde açıkça; “müddeaaleyhin rızası olmaksızın müddei davasını takipten sarfınazar edemez” düzenlenmesine yer verilmiş olup, bu yasayı yürürlükten kaldırarak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 123. maddesinde de; “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir” düzenlemesine yer verilerek, davanın geri alınması açıkça davalının rızasının bulunması koşuluna bağlamıştır.
Davayı takipten vazgeçmeyi, davadan feragat ve davayı takipsiz bırakmak ile karıştırmamak gerekir. Davadan feragat ve davacının davasını takipsiz bırakması davalının rızasına bağlı değildir.
Hemen belirtmek gerekir ki; davalının rızasının da açık (sarih) olması gerekir, zımni muvafakat yeterli değildir. Davalı davacının davayı geri almasına açık bir şekilde muvafakat ederse mahkeme davanın esası hakkında bir karar vermez. Davanın, davacı tarafından geri alınma ve davalının da buna muvafakat etmesi nedeniyle son bulduğunu belirtmekle yetinir. Burada davayı geri alan davacı, bununla davasını terketmiş olmaktadır. Bu nedenle mahkemenin (o zamana kadar edindiği kanaat gereğince, tarafların haklılık durumuna göre) haksız gördüğü tarafı, yargılama giderlerine (ve bu arada vekalet ücretine) mahkum etmesi gerekir.
Somut olayda, davacı vekili 20.09.2013 tarihli keşifte 200 parsel sayılı taşınmaz bakımından isteğini atiye bırakmış, davacı vekilinin atiye terk beyanına karşı davalı taraf herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Hal böyle olunca, 200 numaralı parsel bakımından işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı vekilinin belirtilen nedenlerle temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.