YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3950
KARAR NO : 2014/10696
KARAR TARİHİ : 29.05.2014
MAHKEMESİ : NEVŞEHİR SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2013
NUMARASI : 2013/545-2013/1082
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi.. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, miras bırakan babaannesi ”Halil kızı Z. Y.’in” paydaşı olduğu.. .. ada … parsel sayılı taşınmazın sicil kaydında soyadının yazılı olmaması sebebi ile mirasçılar adına intikal yapılmadığını ileri sürerek, ”Y..” olan soyadı eklenmek suretiyle kaydın düzeltilmesi istekli eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında malikinin isminin senetsizden ”A. kızı Z” olarak tespit edildiği ve bu şekilde tescil edilmesinden sonra N. T. isimli şahsın açmış olduğu dava neticesinde malikin baba adının Nevşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.06.1973 tarihli, 1973/748 Esas, 1973/565 sayılı kararı ile ”Halil” olarak değiştirildiği görüldüğü halde anılan dava dosyasının getirtilip incelenmediği ve o dosyada toplanan delillerin değerlendirilmediği, ”A. kızı Z. ve H. kızı Z.” adında Nevşehir merkez, bağlı ilçe, belde ve köylerinde herhangi kişi veya kişilerin kaydının bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden sorulmadığı, arsa vasıflı taşınmazın vergilerini kimin hangi tarihten beri ne şekilde ödediğinin araştırılmadığı, taşınmazın kadastro tespiti 02.10.1969 tarihinde yapıldığı ve tespit sırasında Z.’nin ölü olduğu belirtildiği, halde davacının murisi Z. Y.’in nüfus kaydına göre tespitten iki yıl sonra 07.08.1971 yılında öldüğü, öte yandan tespit sırasında uygulanan 1936 tarihli vergi kaydında da malikin ismi ”A. kızı Z.” yazılı olduğu halde, bu hususlar üzerinde de durulmadığı, belirtilen çelişkiler sebebi ile; komşu taşınmazların tapu kayıtları, kadastro tutanakları ve varsa kadastro tutanaklarına revizyon gören tapu kayıtlarının temin edilerek ve çekişme konusu taşınmazın evveliyatı bilen, davacı ile akrabalığı bulunmayan tarafsız yaşlı mahalli bilirkişilerin isimlerinin tespit ettirilerek mahallinde keşif yapılmak suretiyle mahalli bilirkişilerin ve komşu parsel maliklerinin taşınmaz başında beyanlarının alınarak, komşu parsel kayıtlarının mahalline uygulanması gerekirken bu hususların da gözetilmediği anlaşılmaktadır.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak davaya konu taşınmazın malikinin davacının miras bırakanı ”H. kızı Z. Y.” olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.