Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/4262 E. 2014/9665 K. 12.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4262
KARAR NO : 2014/9665
KARAR TARİHİ : 12.05.2014

MAHKEMESİ : ALANYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/03/2013
NUMARASI : 2012/723-2013/223

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davalının kullanımında olmadığı, anahtarın Mevlüt Atay’da bulunduğu, davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 218 parsel sayılı taşınmazın davacı F.. Ü.. adına kayıtlı olduğu, Alanya Kaymakamlığının 11.03.2003 tarihli ve 08-20 sayılı kararında, 3091 sayılı yasa uyarınca davalının taşınmazdan tahliyesine karar verildiği, kararın infazı sırasında 29.03.2003 tarihinde davalıdan dükkandaki malların boşaltılmasının istendiği, davalının dükkanın davacıların murisi tarafından boşaltılması gerektiğini ifade ettiği, davacılar murisinin taşınmazı boşaltamayacağını, adam bulamayacağını, taşınmazı da bu şekilde teslim almayacağını ifade etmesi üzerine dükkanın kapatılarak anahtarın muhtar olan davalının babası Mevlüt Atay’a bırakıldığı, davacıların sözü edilen dükkana davalının kullanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek ecrimisil istemiyle eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Diğer taraftan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ”Davaların Birleştirilmesi” başlıklı 166/1. maddesinde, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği, birleştirme kararını ikinci davanın açıldığı mahkemenin vereceği ve bu kararın diğer mahkemeyi bağlayacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/676 Esas sayılı dosyası ile davacı F.. Ü.. tarafından davalı aleyhine elatmanın önlenmesi davasının açıldığı, eldeki davanın yargılaması sırasında iki davanın birleştirilmesinin talep edildiği ancak mahkemece istemin kabul edilmediği anlaşılmaktadır.
Oysa her iki dosyada verilecek kararın birbirini etkileyeceği göz önüne alınarak ve sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için anılan dava dosyasının eldeki dosya ile birlikte değerlendirilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, anılan davaların 6100 sayılı HMK’nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesi, delillerin birlikte değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı tarafın bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.05.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut olaya gelince; dava konusu 218 parselin kayden davacı F.. Ü.. adına kayıtlı olduğu, davalının taşınmaz üzerinde ayni yada kişisel bir hakkının bulunmadığı, davalının Alanya Kaymakamlığının 11.03.2003 tarihli men kararından sonra dahi taşınmazı boşaltmadığı, bu haliyle taşınmazı işgale devam ettiği, davacının davalıya ait eşyaları başka yere taşıma gibi bir mükellefiyetinin bulunmadığı, taşınmaz üzerinde davalının eşyalarının bulunması ve anahtarınında davalının babasında bulunması sebebi ile davacının taşınmazından yararlanmasına engel olunduğu tartışmasızdır. Mahkemece kötü niyetle işgal sebebi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı düşünce ve farklı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, bu sebeple kararın bozulması gerekirken açılan iki ayrı davanın birleştirilmesi gerekçesi ile kararın bozulmuş olması da doğru değildir. Bu nedenlerle sayın daire çoğunluğunun bozma gerekçesindeki görüşlerine katılmıyorum.