YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/43
KARAR NO : 2014/7389
KARAR TARİHİ : 08.04.2014
MAHKEMESİ : SERİK 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2013
NUMARASI : 2012/430-2013/542
Taraflar arasında görülen tapu kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi…raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Davacı; miras bırakan Z.G.174 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “Zeynep mirasçıları ”, 179, 190, 191, 194, 494 ve 538 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında “Mustafa kızı Zeynep mirasçıları”, 788, 1038, 1041 ila 1047, 1049, 1050 ve 1051 parsellerin tapu kaydında “Mustafa kızı Zeynep” yazıldığını belirterek, anılan parsellere ait tapu kayıtlarının nüfus kaydına göre “Mustafa kızı Z.G. ” olarak düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
T.. M.. yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı Nüfus Müdürlüğünden sorulmadığı, çekişmeli taşınmazlardan 179, 190 ve 191 parsellerin kadastro yoluyla oluştuğu halde kadastro tespit tutanaklarının, 788 ve 194 parsellerin hükmen oluştukları halde mahkeme kararları ve kadastro tespit tutanakları, diğer parsellerde ifrazen oluştukları halde ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri, kadastro yoluyla oluşmuş iseler kadastro tespit tutanaklarının getirtilmediği, böylelikle davacının miras bırakanı Z. G. nüfus kaydındaki bilgilerle taşınmazların kadastro tespit tutanaklarında ve mahkeme kararlarında yer alan bilgilerin karşılaştırılmadığı görülmektedir.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak çekişme konusu taşınmazların tapu maliki ile davacının miras bırakanı Mustafa kızı Z. G.aynı kişi olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.