YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4400
KARAR NO : 2014/10733
KARAR TARİHİ : 02.06.2014
MAHKEMESİ : AKŞEHİR SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/11/2013
NUMARASI : 2013/407-2013/765
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının kayden maliki olduğu çekişme konusu 4793 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında adının halk arasında bilinen şekliyle Recep, öte yandan soyadının da yanlışlıkla A..olarak yazıldığını ileri sürerek, tapu kaydındaki adının nüfus kayıtlarına uygun şekilde “N.. A..” olarak düzeltilmesi isteğiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; çekişme konusu taşınmazı kimin hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf ettiği, kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı ve kayıt maliki ile davacının aynı şahıslar olup olmadığı hususlarının zabıta aracılığıyla araştırılmadığı, dinlenen tanıkların çekişme konusu taşınmaz ile davacı arasındaki irtibatı kurmaya elverişli ve açıklayıcı beyanlarının alınmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca; yukarıda belirtiltilen hususlara ilişkin araştırma ve inceleme yapılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.