Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/4542 E. 2014/10967 K. 04.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4542
KARAR NO : 2014/10967
KARAR TARİHİ : 04.06.2014

MAHKEMESİ : ÇUMRA SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/12/2013
NUMARASI : 2013/136-2013/518

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Şükran Dağlı İlgün’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydının düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar, dava konusu 2047 parsel sayılı taşınmazın paydaşları olduklarını ileri sürerek, tapu kaydında “Mustafa” olarak geçen baba adlarının “Kadir” olarak düzeltilmesini istemişlerdir.
Davalı idare vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince, ” Tapulama tutanağında belirtilen kayıt maliklerinin doğum tarihi ile davacıların doğum tarihleri birbirine uymadığı gibi, tapulama tutanağında harici satış tarihi olarak belirtilen 1954 yılı itibariyle de davacıların yaşları değerlendirildiğinde çelişki oluşturduğu, ayrıca, yapılan nüfus araştırmasında, tapu kayıt malikleri Mustafa oğlu M.. D.. ve Mustafa oğlu A.. D.. ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka kişilerin nüfusta kayıtlı olduklarının tespit edildiği; bu durumda, tapu kayıt malikleri Mustafa oğlu M.. D.., Mustafa oğlu A.. D.. ile aynı kimlik bilgilerine sahip olduğu tespit edilen ve doğum tarihleri itibariyle dava konusu taşınmazda hak iddia edebilecek bu kişiler, sağ iseler kendileri, ölü iseler mirasçıları duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazda mülkiyet iddiaları bulunup bulunmadığının sorulması, mülkiyet hakkı iddiaları var ise davanın reddine karar verilmesi, aksi halde istemin Dairenin belirtilen ilkeleri doğrultusunda bir sonuca bağlanması “gereğine değinilerek bozulmuştur.
Hemen belirtilmelidir ki, bozma kararına uyulmuş olmakla kazanılmış hak (usulü müktesep hak) kuralı uyarınca bozma kararında belirtilen hususların aynen yerine getirilmesi zorunludur. Bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu tartışmasızdır.
Oysa, mahkemece bozmaya uyulmasına karşın bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, dava konusu taşınmazın tapulama tutanağının edinme sebebine ilişkin bölümde,” H. D..’nın taşınmazı 1954 yılında haricen Mustafa evlatları Mehmet ve A.. D..’ya sattığı, halen zilyet bulundukları ” açıklanarak Mustafa çocukları 1932 doğumlu M.. D.., 1934 doğumlu A.. D.. adına tespit yapıldığı; davacılar Mehmet’in 1944 doğumlu, Ali’nin 1950 doğumlu olduğu sabit olup, kayıt maliklerinin doğum tarihi ile davacıların doğum tarihleri arasında ki çelişki giderilmediği gibi, tapu kayıt malikleriyle aynı kimlik bilgilerine sahip kişilerin nüfus kayıtlarına göre ölü oldukları ve mirasçılarının bulunduğu tespit edildiği halde, sadece M.. D..’nın mirasçılarından Alime’nin beyanının alınmasıyla yetinildiği, kayıt malikleri ile kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen şahısların aynı kişi olduğu yönündeki tüm tereddütler giderilmeden neticeye gidildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, bozma ilamı doğrultusunda gerekli araştırmanın yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.