YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4744
KARAR NO : 2014/6250
KARAR TARİHİ : 24.03.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/05/2013
NUMARASI : 2013/139-2013/274
Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl ve birleşen dava, davalı adına tescil edilen çekişme konusu taşınmazın dava tarihinden önce dava dışı kişiye satılması nedeniyle alacak isteğine ilişkindir.
Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın A. Köyü tüzel kişiliği adına kayıtlı iken 3367 Sayılı Kanun ile değişik 442 sayılı Köy Kanunu’nun Ek 13. maddesi uyarınca davalıya devredildiği, taşınmaz üzerine tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde bina yapılmadığı, Aşağıyurtçu Köyünün 23.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5216 sayılı Kanun gereği tüzel kişiliğini kaybederek mahalle statüsüne dönüştüğü ve Yenimahalle Belediyesi’ne bağlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı Belediye, 442 sayılı Köy Kanunu’nun ek 13. maddesi ve Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesi hükümlerinde belirlenen koşulların yerine getirilmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece; taşınmazda herhangi bir bina yapılmadığı gerekçesiyle alacak isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Dairece; hükümden önce 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’nın 187. maddesi ile 442 sayılı Köy Kanununa eklenen geçici 1. maddedeki yasal düzenleme çerçevesinde işin esasının değerlendirilerek bir karar verilmek üzere hüküm bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda taşınmaz bedelinin davalı tarafından ödendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; hükmüne uyulan bozma kararında izlenmesi gereken yöntem açıkça belirtilmiş olmasına karşın, mahkemece bozma kararında belirtildiği gibi taşınmaz satış bedelinin ödenip ödenmediği hususu yeterli biçimde araştırılmamıştır.
Şöyle ki; ödeme belgesi olarak A. Mahalle muhtarının düzenlediği 04.02.2010 tarihli belge esas alınarak karar verilmiş ise de, anılan belgede davalı tarafından 83 milyon liranın ödendiği belirtilmiş olup, bunun dışında böyle bir ödemenin yapıldığına dair defter kaydı, makbuz vs. sunulmadığı gibi, arsa dağıtımına ait temlik cetvelinden çekişmeli taşınmazın satış bedelinin 188.171.000 TL olduğu görülmektedir.
Hal böyle olanca, mahkemece öncelikle taşınmazın satışına ilişkin resmi senedin getirtilerek satış bedelinin miktarının tam olarak saptanması, ayrıca o döneme ait köy defter ve kayıtlarının nerede olduğunun ilgili birimlerden sorularak anılan kayıtların temin edilmesi, davalının satış bedelini hangi tarihte ve nereye ödediğinin gerekirse kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak açıklığa kavuşturulması ve oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı Belediyenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.