Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/4964 E. 2014/9686 K. 13.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4964
KARAR NO : 2014/9686
KARAR TARİHİ : 13.05.2014

MAHKEMESİ : TİREBOLU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/10/2013
NUMARASI : 2012/90-2013/414

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-
Dava, paylı mülkiyette paydaşlar arasındaki ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar; paylı mülkiyet üzere malik oldukları 318 ve 323 parsel sayılı taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığını, elde edilen gelirlerden kendilerine pay verilmediğini ileri sürerek dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup 5.000TL ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, 318 parseldeki fındık ağaçlarının davalı İ.. Ç.. tarafından, 323 parseldeki fındık ağaçlarının ise davalı Fikret ile babası Ö. Ç. tarafından dikildiği, 323 parseldeki ormanlık alandan davalıların gelir elde etmedikleri, ağaçlarından faydalandıkları, davalılar tarafından dikilen fındık ağaçlarından davacıların pay istemelerinin hakkın açıkça kötüye kullanımı olduğu, taşınmazlardan faydalanmalarının davalılar tarafından engellendiğinin soyut tanık anlatımı dışında başka delille ispatlanamadığı, ecrimisil isteğinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1981 yılında yapılan kadastro sırasında 323 parsel sayılı taşınmazın 65.600m2 yüzölçümlü olarak fındık bahçesi, çalılık ve tarla niteliği ile, 318 parselin ise 6.720m2 yüzölçümlü olarak tarla ve çalılık niteliği ile davacıların miras bırakanı Emine , davalılar ve dava dışı kişiler adlarına paylı mülkiyet üzere tespit ve tescil edildikleri, Emine 02.03.2009 tarihinde ölümü üzerine payının ırsen intikal yoluyla davacılara geçtiği, halihazırda 318 parselin kapama fındık bahçesi, 323 parselin ise 6-8 dönümlük kesiminin fındık bahçesi, geriye kalan bölümünün orman ağaçlarıyla kaplı olduğu, 318 parseldeki fındık ağaçlarını davalı İ.. Ç..’ın 323 parseldeki fındık ağaçlarının 5-6 dönümünü davalı Fikret’in, 2-3 dönümünü ise Fikret’in babası Ömer’in diktiği, İ.. Ç..’ın 318 parselin tamamını kullanıldığı, F.. Ç..’ın 323 parseldeki fındık ağaçlarının bulunduğu 6-8 dönümlük alanı, davalılar Hasan ve Seyfullah’ın ise orman ağaçlarının bulunduğu kesimi kullandıkları, davacıların kullanımlarına engel oldukları, elde edilen gelirdende pay vermedikleri anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına karşılık ecrimisil isteyebilir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Somut olayda 318 parselin niteliği çalılık ve tarla iken davalılardan İsmail tarafından fındık bahçesi haline getirilerek niteliği değiştirildiğinden ve taşınmazın tamamında hak iddiasında bulunduğundan, yine 323 parselin kadastro tespiti sırasında cinsi fındık bahçesi, tarla ve çalılık olduğundan İsmail dışındaki davalıların taşınmazın tamamında hak iddiasında bulunduklarından intifadan men koşulunun gerçekleşmesine gerek bulunmamaktadır.
Bu durumda çekişmeli taşınmazların bulunduğu yöreye ait 1980 yıllarına ilişkin 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogonometri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, fen bilirkişisi tarafından hava fotoğrafları; topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, 1981 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında taşınmazın ne kadarlık bölümünün fındık bahçesi, tarla ve çalılık olduğu, ayrıca halihazırda orman ağaçlarının bulunduğu kesimler ile davalı Fikret ve babası Ömer tarafından dikilen fındıklıkların yüzölçümleri belirlenmeli, kadastro paftası üzerinde ayrı renkli kalemlerle gösterilmeli, orman ağaçlarının türleri (meyveli ve meyvesiz olup olmadıkları) , yaşları ve bu ağaçlardan ne şekilde gelir elde edildiği (yapacak, yakacak, meyvelerini toplamak vb) yönünde ziraat bilirkişisinden rapor alınmalıdır.
Diğer taraftan E. K.’ın 02.03.1999 tarihinde ölümüyle taşınmazlardaki payı irsen intikal yoluyla davacılara geçtiğinden T.M.K.’nun 599. maddesi uyarınca murisin ölümüyle mirasçıların hak kazanacağı ilkesi gözetilerek, ecrimisilin murisin ölüm tarihinden itibaren hesaplanması gerekir.
O halde davacıların murisinin ölüm tarihinden dava tarihine kadar olan dönem aralığı için 318 parsel üzerindeki fındık ağaçlarının tamamı davalı İ.. Ç.. tarafından dikildiğinden, tarla cinsi itibariyle net zirai gelir yöntemiyle, yine 323 parsel yönünden ise kadastro tespiti sırasında fındıklık olan kesimden net fındık geliri üzerinden, halihazırdaki ormanlık alandan da orman ağaçlarından elde edilen gelir üzerinden davacıların payları oranında bilirkişi incelemesiyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacılar vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedene hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.