Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/4991 E. 2014/11020 K. 04.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4991
KARAR NO : 2014/11020
KARAR TARİHİ : 04.06.2014

MAHKEMESİ : AYVACIK SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/01/2014
NUMARASI : 2013/340-2014/64

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..poru okundu, açıklamaları dinlendi,gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, tapu kaydında malik gözüken kişi ile murisinin aynı kişi olduğunun tespiti ile tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davacıların murisinin doğum tarihinin 01.07.1913 olarak tespitine, 174 ada 77 parsel sayılı taşınmazın maliki A. E..ın tapu kaydında “Hakkı” olan baba adının “İsmail Hakkı” olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 174 ada 77 parsel sayılı taşınmazın “Hakkı oğlu A.E..” adına kayıtlı olduğu, çekişme konusu taşınmazın kadastro ile zilyetliğe dayalı olarak 29.08.1994 tarihinde yapılan kadastro tespitinin kesinleşmesiyle 01.02.1996 tarihinde tapuya tescil edildiği, davacının,174 ada 77 parsel sayılı taşınmazda tapuda “Hakkı oğlu A. E.. ” ve kadastro tutanağında “1929” doğumlu olarak yazılı tapu kayıt maliki ile babası muris “İsmail Hakkı oğlu 1913 doğumlu A.E.. “‘ın aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesini istemi ile eldeki davayı açtığı; ön inceleme duruşma tarihinden önce 02.01.2014 tarihinde öldüğünden mirasçılarının davayı takip etttikleri ve 30.01.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında murisin tapuda “Hakkı” olan yazılı baba isminin nüfus kaydına uygun “İ.H..” olarak düzeltilmesini ve kadastro tutanağında “1929” olan doğum tarihinin “1913” olarak tespitini talep ettikleri,davalı vekilinin ön inceleme duruşmasına mazeret dilekçesi verip duruşmanın başka bir güne erteleme talebinde bulunduğu halde mazeretin reddine karar verilerek aynı duruşmada davanın sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK’nin 141. maddesi hükmü uyarınca taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.
Somut olaya gelince,dava dilekçesiyle tapu kaydında düzeltim değil tapu kaydında malik gözüken kişi ile murisinin aynı kişi olduğunun tespiti istendiği, ön inceleme duruşmasında ise tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istendiği ancak davalı vekilinin ön inceleme duruşmasına mazeret sunarak katılmadığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki,Mahkemece baba adının düzeltilmesi isteğinin de kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Yukarıda değinilen olgu ve 6100 sayılı HMK’nin 141. maddesi hükmü karşısında 30.01.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında baba adının düzeltilmesine ilişkin beyanın değerlendirmeye alınması düşünülemez.Bu durumda hükmün 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi gereğince dava dilekçesindeki istekle bağlı olarak kurulması gerekeceğinde kuşku yoktur.
Bu tür davalarda mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek veya aynı kişi olduğunun tespitine karar verilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki özellikle,tapu kayıt maliki olarak görünen ” Hakkı oğlu A.E.. ” ile aynı kimlik bilgilerine sahip kişi ya da kişilerin olup olmadığına ilişkin nüfus müdürlüğünden kayıtların istenmediği gibi özellikle taşınmazın kadastro tutanağında yazıldığı şekilde 1929 doğumlu Hakkı oğlu A. E..adında herhangi bir kaydın bulunup bulunmadığının denetlenmediği, yine taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığının da araştırılmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler ve olgular gözetilerek gerekli araştırma ve incelemeler yapılarak tapu kayıt maliki ile davacıların murisinin aynı şahıs olduğu yönünde tam bir kanaat oluştuğu taktirde davacıların miras bırakanı ile tapu kayıt malikinin aynı kişi olduklarının tespitine,aksi halde anılan istek yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi doğum tarihinin tespitine yönelik hükmün tapu kaydı belirtilmek suretiyle tesis edilmesi gerekirken infaz kabiliyeti bulunmayan yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.