YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5028
KARAR NO : 2014/12431
KARAR TARİHİ : 25.06.2014
MAHKEMESİ : ORDU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2012
NUMARASI : 2010/230-2012/523
Taraflar arasında görülen ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali olmazsa tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.12.2013 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat N. K.. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler vekili Avukat gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, sözleşmenin iptali isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacıların, mirasbırakanları M.A..nin çekişme konusu 254 parsel sayılı taşınmazda babasından intikal eden payını Ordu ..Noterliğince düzenlenen 30/10/2007 tarih, 5995 yevmiye nolu ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle oğlu olan davalıya temlik ettiğini; miras bırakanın yapmış olduğu bu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.5ll, 6098 sayılıT.B.K. m. 611 ). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusuda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K.m.5l4, 6098 sayılı T.B.K. 614 m. ).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmenin de muvazaa ile illetli olduğu her zaman ileri sürülebilir. Muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(B.K.m.l8, 6098 sayılı T.B.K. m.19). Şayet bakım alacaklısının bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 1.4.1974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, yaptığı ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı,temlik edilen malın,tüm mamelekine oranı,bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; miras bırakan Mahmut Ali’nin 1940 doğumlu olduğu, 12.1.2008 tarihinde öldüğü; davacıların, murisin eşi Duriye ve Duriye’den olma çocukları; davalının ise birlikte yaşadığı Nursen isimli kişiden olma oğlu olduğu, Nursen’ den olma diğer çocukları Salih, Kerim ve Çiğdem’in davada yer almadıkları; mirasbırakanın çekişme konusu 254 parsel sayılı taşınmazda babası Salih Yüksel’den intikal eden payını 30.10.2007 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalıya devrettiği; mirasbırakan tarafından, davalı aleyhine sözleşme tarihinden ölüm tarihine kadar geçen süre içerisinde edimlerini yerine getirmediği iddiasıyla bir dava açılmadığı; tanık anlatımlarına göre, mirasbırakanın, sözleşmenin düzenlendiği tarihte şeker hastası olduğu, hastalığa bağlı olarak ayaklarında yaralar açıldığı, davalının, mirasbırakanı yanına alarak tedavisi ve bakımıyla ilgilendiği, her türlü ihtiyaçlarını gidererek bakımını sağladığı anlaşılmaktadır.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin, talihe bağlı bir nitelik taşıdığı gözetildiğinde, murisin ölümünden kısa süre önce ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmasının sözleşmenin muvazaa ile illetli olduğunu göstermeyeceği de açıktır.
Öyleyse, tüm bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, mirasbırakanın özel bakıma ihtiyacı olması nedeniyle davalı oğlu ile ölünceye kadar bakma sözleşmesini yaptığı, davalının da bakım borcunu yerine getirdiği, miras bırakanın, mirasçıdan mal kaçırma amacıyla hareket etmediği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ivazlı akitlerden olup, tenkise tabii değildir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 990.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 25.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.