YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5102
KARAR NO : 2014/7388
KARAR TARİHİ : 08.04.2014
MAHKEMESİ : BATMAN SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2012
NUMARASI : 2012/312-2012/636
Taraflar arasında görülen tapu kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince, 396, 428, 473, 968, 970, 990, 991 parsel sayılı taşınmazların malikinin “D.oğlu R.O.” olduğu ancak nüfus kaydına göre “D.oğlu R. Ö.” olarak düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmüş olup, D. oğlu R.O.çekişmeli taşınmazlarda 20.6.1969 tarihinde pay satın aldığı, resmi senetteki kimlik ilgilerinden “soyadının” davacının miras bırakanının kimlik bilgileri ile örtüşmediği saptanarak Dairece iki ayrı geri çevirme kararıyla satışlar sırasında kullanılan nüfus cüzdanı fotokopisi vb kimlik tespitine ilişkin belgelerin getirtilmesi istenmiş isede tapu sicil müdürlüğünce işlem dosyasında D. oğlu R.O.ait nüfus cüzdanı vb belgelerin bulunup bulunmadığı yönünde cevap verilmeyip dosyada bulunan resmi senet fotokopisi yeniden gönderilmiş, mahkemece de duruşmada dinlenen bir tanığın anlatımıyla sonuca gidilmiştir. Bu durumda yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, resmi akitlerin dayanağı tüm belgelerin getirtilmesi, yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak çekişme konusu taşınmazların paydaşı Derviş oğlu R.O. ile davacının miras bırakanının aynı kişi olup olmadıklarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.