Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/5255 E. 2014/9632 K. 12.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5255
KARAR NO : 2014/9632
KARAR TARİHİ : 12.05.2014

MAHKEMESİ : DOĞANŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2013
NUMARASI : 2012/250-2013/181

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu tarla niteliğindeki 819 parsel sayılı taşınmaza davacı, davalılar ve dava dışı kişilerin paylı mülkiyet üzere malik oldukları, davacının, taşınmaz üzerinde bulunan kayısı ağaçlarından davalıların yararlandığını, kendisine payı oranında herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia ederek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Yukarıdaki ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında, 30.5.2013 tarihli celsede taraflara dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri sunmak, gerekli açıklamaları yapmak ve tanıklarının isim ve adreslerini bildirmek üzere kesin süre verilmiş, davacı bu sürede herhangi bir delil ibraz etmemiş, mahkemece; sunulan delillere göre iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı, verilen sürede tanıklarını bildirmemiş ise de, dava dilekçesinde tanık delili dışında keşif ve bilirkişi incelemesi delillerine de dayanmıştır. Ayrıca, davalıların savunmalarında davacının bu yerde hakkı bulunmadığını beyan ettikleri, taşınmazı tasarruflarında bulundurdukları sonucuna varılmakta olup mahkemece, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda fiili kullanma biçimi oluşup oluşmadığının, davacının taşınmazda kullanabileceği bir alan bulunup bulunmadığının belirlenmesi açısından yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması, mahalli bilirkişi beyanlarına başvurulması gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davacının keşif ve bilirkişi incelemesi delillerine de dayandığı göz önünde bulundurularak dava konusu taşınmaz başında keşif yapılması, fiili kullanma biçimi oluşup oluşmadığının, davacının taşınmazda kullandığı/kullanabileceği bir yer bulunup bulunmadığının araştırılması, kullanabileceği bir yer bulunduğunun saptanması halinde davanın reddedilmesi, kullandığı/kullanabileceği bir yer bulunmuyor ise ve iddia edildiği gibi taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren bir yer olduğunun belirlenmesi halinde intifadan men koşulunun aranmayacağı dikkate alınarak davacının payı oranında belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.