Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/5413 E. 2014/7301 K. 08.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5413
KARAR NO : 2014/7301
KARAR TARİHİ : 08.04.2014

MAHKEMESİ : HATAY 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/05/2013
NUMARASI : 2012/436-2013/362

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ….raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kayıtlarında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar, mirasbırakan Durmuş oğlu M.K. torunu Sabriye’den olma alt soyu olduklarını belirterek, mirasbırakanın kimlik bilgisinin dava konusu 151 parsel sayılı taşınmazın kaydında “M.Ka. D.” olarak yazılı olduğunu ileri sürerek, kaydın düzeltilmesi isteğiyle eldeki davayı açmışlardır.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/9-ç maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit talepleri, HMK 382 vd. maddeleri uyarınca tapu maliki ile mirasçıları tarafından ilgili sıfatıyla Tapu Müdürlüğüne yöneltilerek yapılması gerekir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, dosyada mevcut nüfus kayıtlarından davacıların, mirasbırakan Durmuş oğlu Mustafa’nın torunu Sabriye’nin altsoyu oldukları hususu şüpheye yer vermeyecek şekilde doğrulanamamaktadır. Diğer taraftan, dava konusu taşınmazın tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) getirtilip inceleme konusu yapılmamış, tapu kaydında olduğu şekliyle “ M.K.oğlu Durmuş” isminde birinin bulunup bulunmadığı ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden sorulmamıştır.
Öte yandan, tapu kayıt maliki M.K.oğlu Durmuş’a, Hatay Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2001/1213 E. 2002/19 K. sayılı ilamı ile kayyım tayin edilmiş olduğuna göre, davanın Tapu Müdürlüğü ile birlikte Kayyıma da yöneltilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Keza nüfusta soyadı kaydı bulunmayan kişiler bakımından da soyadı ilave edilmek suretiyle tapu kaydının düzeltilemeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca; öncelikle davanın Kayyıma yöneltilmesi için davacıya imkan sağlanması, davacıların dava açma ehliyetleri bakımından mirasbırakanla olan irsi bağlarının taraflardan alınacak veraset ilamı veya denetime imkan sağlayacak nüfus kayıtlarıyla tevsik edilmesi, ardından dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarının (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanaklarının (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) getirtilip inceleme konusu yapılması, tapu kaydında yazılı olduğu şekliyle kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan bir başka kişinin olup olmadığının Nüfus Müdürlüğü’nden sorulması, kayıt maliki ile davacıların mirasbırakanının aynı kişi olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, kayıt malikinin nüfusta soyadının kayıtlı olmadığının belirlenmesi halinde ise çoğun içinde azın da bulunduğu ilkesi gereğince tespit kararı ile yetinilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; Tapu Müdürlüğü ilgili sıfatıyla davada yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağının gözetilmemiş olması da isabetsizdir.
Davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.