Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/607 E. 2014/7444 K. 09.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/607
KARAR NO : 2014/7444
KARAR TARİHİ : 09.04.2014

MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/03/2013
NUMARASI : 2013/292-2013/501

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu, 597 parsel sayılı taşınmazın 18.2.1983 tarihinde kesinleşen 30.11.1979 tarihli tapulama tutanağının edinme sebebi bölümünde ” taşınmazın 20 seneyi aşkın zamandır nizasız,fasılasız ve malik sıfatıyla zilyedi olduğu açıklanarak” Rasim oğlu 1938 doğumlu N.. B.. adına tespit gördüğü; davacı Rasim oğlu N.. B..’ın, 597 parsel sayılı taşınmazın uzun yıllardan beri kendisi tarafından kullanıldığını, evveliyatında ise dedesine ait olduğunu, 1963 doğumlu olmasına rağmen, kadastro tespiti yapıldığı esnada tutunaklara doğum tarihinin 1938 olarak yazıldığını, bu yanlışlık sebebiyle tapuda işlem yapılamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesi isteğiyle eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür taleplerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Somut olayda; tespit maliki Rasim oğlu 1938 doğumlu N.. B.. olup, davacının ise Rasim oğlu 1963 doğumlu N.. B.. olarak nüfusa kayıtlı bulunduğu gözetildiğinde, doğum tarihi itibariyle 1979 yılında yapılan kadastro tespit tarihinde 16 yaşında olan davacının, taşınmaza 20 yıldır zilyet olmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, eldeki davada mülkiyet aktarım ihtimali ortaya çıktığından, artık bu davanın çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde tapuda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davası olarak görülebilmesine imkan bulunmamaktadır. Yargılama usulleri birbirinden farklı olduğundan ve çekişmesiz yargı işlerinde teknik anlamda bir hasım bulunmadığından, görevsizlik kararı verilerek davaya asliye hukuk mahkemesinde de devam edilemez.
Hal böyle olunca, davacının taşınmazda hak iddia eden kişi ya da kişiler aleyhinde HMK’nun 2.maddesi uyarınca dava açabileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılğılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.