Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/6125 E. 2014/10016 K. 15.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6125
KARAR NO : 2014/10016
KARAR TARİHİ : 15.05.2014

MAHKEMESİ : MARMARİS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/02/2012
NUMARASI : 2010/516-2012/98

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydına dayalı tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir.
Davalı, çekişmeli yere ilişkin tapusunun olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davalı tapusu kapsamında kaldığı ve davalı zilyetliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden; çekişme konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığı bilahare davalı tarafından MK 639(713) maddesine dayılı olarak Hazine, H. K. muhtarlığı ve Orman İdaresi aleyhine açılan Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14.10.1975 tarihli 1974/204E., 1979/179K. sayılı davasının kabulle sonuçlanıp anılan tescil ilamına istinaden 14.10.1975 tarih ve 116 sıra numarası ile davalı adına tapuya tescil edildiği davacıların mirasbırakanları Habibe Şerefli adına tapunun 21.07.1969 tarih ve 63, 64 sıra nolu, 07.02.1962 tarih 1-4 sıra nolu, Eylül 1340 tarih 3 sıra numaralarında kayıtlı tapu kayıtlarının çekişme konusu taşınmazı kapsadığını ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteği ile eldeki davayı açtıkları davacıların tutundukları tapu kayıtlarına Kadastro Mahkemesinin 1996/11E. sayılı davasında kapsam tayin edildiğinin savunulduğu ve aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak birden çok dava dosyasının olduğu anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın davalı adına tesciline esas ilamda, davacılar taraf olmadıklarından bu ilamın davacıları bağlamayacağı, öte yandan; uyuşmazlığın açıklığa kavuşturulması bakımından davacıların, dayandıkları tapu kayıtlarının kapsamının saptanması gerektiği kuşkusuzdur.
Ne var ki; mahkemece, hükme yeterli bir araştırma yapılmış değildir. Şöyle ki; davadaki istek zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil gibi değerlendirilmiş, davacıların dayandıkları tapu kayıtları çekişmeli taşınmaza mahallinde uygulanmamış, davalı tapusuna kapsam tayin edilmekle yetinilmiştir.
Bilindiği üzere; Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte tapu müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.
Öte yandan, sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca; davacıların tutundukları tapu kayıtlarına Kadastro Mahkemesi’nin 1996/11E., sayılı dava dosyasında kapsam tayin edilip edilmediğinin edildi ise o kararın kesinleşip kesinleşmediğinin açıklığa kavuşturulması, kesinleşmiş ise; davacıların o davada taraf olduğu, hükmün davacıları bağlayacağı gözetilerek 3 uzman bilirkişi ile keşif yapılarak davaya konu edilen taşınmazın 1996/11e. sayılı davada belirlenen kapsam içinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması bu kapsam içinde kalıyorsa davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının daha eski tarihli ve sahih esaslı olduğu gözetilerek davanın kabul edilmesi aksi halde davanın reddine karar verilmesi, kadastro mahkemesinin 1996/11e. Sayılı dava dosyası kesinleşmemiş ise davacılarının tutundukları tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmesi komşu parsel kayıtları getirtilerek taşınmazın bulunduğu yönde ne okudukları da denetlenmek suretiyle ve yukarıda açıklanan ilkeler doğruldusunda mahallinde yapılacak uygulama ile taşınmazı kapsayıp kapsamadığının saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacıların temyiz itirazı açıklanan yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.