Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/6214 E. 2014/12082 K. 19.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6214
KARAR NO : 2014/12082
KARAR TARİHİ : 19.06.2014

MAHKEMESİ : SİLİVRİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/07/2013
NUMARASI : 2012/578-2013/250

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Gamze Ünal’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Davacı, kök miras bırakanları Cevriye’ye ait 24, 247, 405, 452, 975, 1054, 1434, 1435, 1436, 1437 ve 1507 parsel sayılı taşınmazların sicil kaydında murisin isminin hatalı olarak ”Huriye” yazılı olduğunu ileri sürerek, ”Huriye” yazılı ismin ”Cevriye” olarak düzeltilmesi istekli açtığı eldeki davanın yargılaması neticesinde davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince; ”…Nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de, idari yoldan tapu kayıtlarında intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak dava açılan bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilmesi gerektiği, davaya konu olayda mevcut duruma göre tapu maliki olarak görünen kişinin artık nüfus siciline tescili mümkün olmadığından ve dolayısıyla tapu kaydındaki kimlik bilgileri de nüfus kayıtlarına göre düzeltilemeyeceğinden tapu kayıtlarında intikal yaptırılabilmesi için mahkemece dava konusu 1434, 1435, 1436, 1437, 1507, 975, 247, 452, 405 ve 1054 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında tapu maliki olarak görünen Huriye Düz ile davacının murisi Cevriye Düz’ün aynı kişi olup olmadığına ilişkin gerekli inceleme ve araştırmalar yapılarak oluşacak sonuca göre bir tespit hükmü kurulması gerekirken, taşınmazlardaki tapu kayıtlarındaki Huriye adının Cevriye şeklinde kimlik bilgilerinde düzeltme yapılmasının doğru olmadığı” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama neticesinde çekişmeye konu 24 nolu parselin malikinin farklı olduğu gerekçesi ile bu parsel yönünden davanın reddine, diğer taşınmazlar yönünden davacının iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile taşınmazlarda malik gözüken ”Huriye Düz” isimli kişi ile ”Cevriye Düz” isimli kişilerin aynı kişi olduklarının tespitine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; çekişmeye konu 24 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ”Osman Genç” adlı kişi adına kayıtlı olduğu belirlenmek suretiyle bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Diğer taşınmazlarla ilgili temyiz incelemesine gelince;
Bilindiği üzere bozmaya uyulmuş olmakla bozma gereklerinin aynen yerine getirilmesi zorunlu olup, bu durum usulü kazanılmış hakkın bir gereğidir.
Öte yandan; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda; mahkemece bozma kararına uyulmasına karşın bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme imkanı yoktur.
Şöyle ki; çekişmeye konu 452 ve 975 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanakları ile dayanaklarının (revizyon gören tapu kaydı, veraset ilamı, vekaletname vs.) getirtilmediği, kabul kapsamına alınan diğer taşınmazların kadastro tespitleri sırasında revizyon gören tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ve varsa bu tapu kayıtların dayanakları olan mahkeme kararları, satışa ilişkin akitler, veraset ilamları, vekaletnameler, iskan tutanakları ve iskana dayanak belgelerin getirtilip incelenmediği, özellikle kayıt maliki ”H. D..’ün” revizyon gören tapu kayıtlarına göre hangi tarihte ve ne şekilde taşınmazlara malik olduğu belirlenerek davacının miras bırakanı ”Cevriye”nin de Medeni Kanunu’nun kabulünden önce öldüğünün bildirilmesi ve veraset ilamına da bu şekilde yansıması sebebi ile bu tarihlerin karşılaştırılarak değerlendirilme yapılmadığı, öte yandan evrak arasına alınan 13.02.2013 tarihli ”Tutanaktır” başlıklı zabıta araştırması neticesinde düzenlenen belgede ”Huriye ile Cevriye’nin kardeş oldukları, aynı kişi olmadıkları” belirtildiği halde bu tutanak içeriği üzerinde de durulmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca; bozma ilamında belirtilen hususlar ve yukarıda değinilen ilkeler ve olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.