YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6468
KARAR NO : 2014/12294
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/11/2013
NUMARASI : 2012/1161-2013/1778
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakanı A. Ç..’nın kayden maliki olduğu 10854 ada 6 parsel (eski 1423 ada 6 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydında adının lakabı ile birlikte ‘Adeviye: Ö..’ yazıldığını ileri sürerek eksik yazılan isim, soy isim ve baba adının tespiti ile kayıtların nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/520 Esas sayılı davada görülmekte olan tapu iptal ve tescil davasının davacılarının, eldeki davada kaydı düzletilmesi istenen taşınmazın kendi mirasbırakanlarına ait olduğunu iddia ettikleri, dava konusu taşınmazla ilgili mülkiyet ihtilafı bulunduğu, isim düzeltilmesi yoluyla çekişmenin giderilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 10854 ada 6 parsel sayılı taşınmazın ‘Adeviye: Ö. kızı’ adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/9-ç maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda, Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/520 Esas sayılı dosyasında, davacılar Hasan Varinli ve arkadaşlarının çekişme konusu 10854 ada 6 parsel (eski 1423 ada 6 parsel) sayılı taşınmazın mirasbırakanları Vakkas Varinli’nin, onun ölümü ile de mirasçılarının malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu, taşınmazın ‘Adeviye’ adında belirsiz bir kişi adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek Hazine’yi hasım göstermek suretiyle TMK’nun 713. maddesi uyarınca tapu iptal ve tescil istedikleri, eldeki davada ise davacının, kimlik bilgileri eksik yazılan kayıt malikinin ‘Hacı Ali kızı A. Ç..’ olduğunun tespiti ile kayıtların buna göre düzeltilmesini istediği, bu hali ile kayıt maliki Adeviye’nin gerçek kimliğinin ortaya çıkarılmasında bütün mirasçıların hukuki yararının bulunduğu, söz konusu durumun tespitinin ise ancak eldeki dosyada yapılacak yargılama ile mümkün olduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, işin esasına girilerek yukarıda değinilen ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerin toplanması, diğer mirasçıların ilgili sıfatıyla beyanına başvurulması, hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.