Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/6524 E. 2014/12100 K. 19.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6524
KARAR NO : 2014/12100
KARAR TARİHİ : 19.06.2014

MAHKEMESİ : MALATYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/02/2013
NUMARASI : 2011/297-2013/86

Taraflar arasında görülen ecimisil davası sonunda yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalılar tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava; ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 48 ada, 16 parsel sayılı taşınmazın tarafların mirasbırakanları “S. O..” adına kayıtlı iken ölümü ile mirasçılarına payları oranında intikal ettiği, eldeki davanın 07/02/2010 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında (07/06/2011 tarihinde) kat irtifakı kurulmakla birlikte konut vasfında olan 5, 7 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin mirasçılar arasında paylaşıldığı, 19 ve 24 nolu bağımsız bölümlerin ise adlarına paylı olarak tescilli bırakıldığı, 5 nolu bağımsız bölümün davacı Selda, 7 nolu bölümün Serdar, 12 nolu bölümün ise Saadettin adına tam mülkiyet olarak tescil edildiği, ortak mirasbırakanlarının 1994 tarihinde öldüğü, miras yoluyla intikal eden ve taraflar arasında payları oranında adlarına tescilli olan dükkân vasfındaki 19 nolu bağımsız bölümün davalı S. O.. tarafından kiralanmak suretiyle kullanıldığı, 5 nolu konut vasfındaki bağımsız bölümün Haziran 2009 tarihine kadar davalı baba H. O.. ve eşi S.O.. tarafından ikâmet etmek suretiyle kullanıldığı, 01/06/2009 tarihinden sonra da davalı S. O..tarafından 3. kişiye kiralandığı, 7 nolu mesken nitelikli bağımsız bölümün 2003 tarihine dek davalı S.. O.. tarafından ikâmet etmek suretiyle kullanıldığı, sonrasında da kiralanarak gelir elde edildiği dosya kapsamı ile sabittir.
. Davacı dava dilekçesinde; dava konusu kat irtifakı kurulu 48 ada, 16 parsel sayılı taşınmazda yer alan konut nitelikli 5 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin kullanılmak, 7 nolu konut ve 19 nolu dükkan ve 24 nolu depo vasıflı bağımsız bölümlerin ise kiraya verilmek suretiyle 13 yıldır davalılar tarafından tasarruf edildiğini ileri sürülerek eldeki davayı açmış, davalılar ise; zamanaşımı def’inde bulunmakla birlikte intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini, depo kullanılmadığı gibi kira getirisinin de olmadığını, her yıl davacının payına isabet eden bedelin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Hemen belirtilmelidir ki; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Öncelikle belirtmek gerekir ki; 24 nolu depo niteliğindeki bölüm bakımından inşaatının tamamlanmadığı, davalılar tarafından kullanılmadığı gibi kira geliri getiremeyecek bir bölüm olduğu ve yıllardır boş kaldığı belirlenerek depo bakımından ecrimisil hesaplanmamış olmasında bir isabetsizlik yoktur. Nitekim bu husus davacı tarafından da temyize konu edilmemiştir.
Diğer bağımsız bölümlere gelince;
Davacının Malatya ilinde ikâmet etmediği, dava tarihinden sonra adına tescili sağlanan 5 nolu konut vasfındaki bağımsız bölümü 2009 yılı Haziran ayına kadar babası olan davalı H. O..’nun kullandığı, sonrasında da davalılardan S. O.. tarafından gerek 5 nolu konutun gerekse 19 nolu dükkanın kiraya verilmek suretiyle gelir elde edildiği, 7 nolu konut niteliğindeki bölümün ise davalı S. O..tarafından 3. kişiye kiralamak suretiyle gelir elde ettiği saptanmak ve bu olgu benimsenmek suretiyle 5 nolu bölüm bakımından davalı H. O.. aleyhine açılan davanın reddine, Haziran 2009 tarihi ile dava tarihi arası için davalı S. O..’nun sorumlu tutulmuş olmasında, öte yandan dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık dönem için 19 nolu dükkan bakımından davalı S. O..nun, 7 nolu konut niteliğindeki bölüm bakımından ise davalı S.. O..’nun ecrimisilden sorumlu tutulmuş olmasında bir kural olarak isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak davalılar; davacının payına isabet eden kira gelirinin ödendiği savunmasında bulunmuş, mahkemece de dosyaya ibraz edilen ödeme belgelerinin bir kısmının dava tarihinden sonraki döneme ait olduğu gözetilmeksizin, saptanan ecrimisil toplamından ödeme belgelerindeki toplam miktarın mahsup edilmesinin doğru olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Öte yandan, 12 nolu bağımsız bölüme gelince; her ne kadar yargılama sırasında davalı S. O… adına tescil edilmiş ise de tescil tarihine kadar davalı tarafından ikametgâh olarak kullanıldığı dosya kapsamı ile sabittir. İntifadan men edilmedikçe paydaşların birbirlerinden ecrimisil isteyemeyeceği, intifadan men koşulunun gerçekleşmesinin de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğini davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlı olduğunda kuşku yoktur.
Ne var ki; mahkemece bu hususun açıklığa kavuşturulmuş olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
O halde; eldeki davanın 07/02/2010 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tâbi olduğu, davacı tarafın gerek dava dilekçesinde gerekse delil listesinde sair delil demek suretiyle yemin deliline de dayandığı gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yemin hakkı hatırlatılmadan sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Hâl böyle olunca, 12 nolu bağımsız bölüm bakımından davacının, davalılara yemin teklif etme hakkının olduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması öte yandan 5,7, 19 nolu bölümler bakımından ise dava tarihinden önce ve dava tarihinden sonra davacı tarafa ödendiği ileri sürülen ve dosyaya ibraz edilen makbuzların değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı ve davalıların temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.