Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/6633 E. 2014/9945 K. 15.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6633
KARAR NO : 2014/9945
KARAR TARİHİ : 15.05.2014

MAHKEMESİ : AKÇAKALE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/09/2011
NUMARASI : 2011/231-2011/270

Taraflar arasındaki davadan dolayı Akçakale Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.09.2011 gün ve 231-270 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı İ.T. tarafından istenilmiş olmakla, dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü.

-KARAR-

Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının dava konusu 118 ada, 3 parsel sayılı taşınmazda bir kısım payın 3083 sayılı Yasa uyarınca Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından adına tescilinin sağlandığını, daha sonra anılan Yasa uyarınca geri alma koşulları oluşmadığı halde idarenin tek taraflı işlemi ile yolsuz olarak taşınmaz kaydının iptal edilip davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı, davanın idari yargı yerinde görülmesi gereğine değinilerek davanın reddine ilişkin verilen kararın temyizi üzerine Dairece; ” ….taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı değil genel mahkemeler olacağı yönündeki” bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14/10/2010 tarih, 2010/7456 Esas, 10379 sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmesi gereğine değinilerek bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulü yönünde verilen kararın bu kez Dairemizin 05/04/2012 tarih, 2012/1081 Esas, 2012/4044 sayılı kararı ile “…. hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davacı taraf lehine dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden avukatlık parası tayin etmek gerekirken keşifte belirlenen ancak harcı tamamlanmayan değer üzerinden fazla avukatlık parası tayin edilmesinin doğru olmadığı, anılan bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği saptanarak düzeltilerek onanmasına karar verildiği”, ilgili yargıtay ilamına karşı davalı tarafça başvurulan karar düzeltme isteminin 26/11/2012 tarihinde reddedildiği, böylelikle 26/11/2012 tarihinde kesinleşen mahkeme kararına karşı davalı vekilince dava dosyası üzerinden ve harçlandırılmaksızın 16/01/2013 tarihinde yargılamanın iadesi isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece; 21/01/2013 tarihli ek karar ile “…. davanın idari yargı yerinde görülmesi gereğine değinilerek verilen görevsizlik kararının temyizi üzerine verilen Yargıtay bozma ilamına karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasasının 374 ve 375. maddesi uyarınca yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyeceği ” gerekçesiyle son kararın esas ve karar numarası üzerinden esasa girilmeksizin talebin reddine karar verilmiş, bu defa davalı tarafından “yargılamanın iadesi isteminin reddine” ilişkin ek karar temyiz edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, yargılamanın iadesi talebi, bir dava olarak açılır ve incelenir. Başka bir değişle; diğer davalarda olduğu gibi harçlandırılmış bir dava dilekçesi ile açılır. Hakkında yargılamanın yenilenmesi istenilen davanın devamı niteliğinde olmayıp bilâkis yeni bir davadır. Bu itibarla mahkemece yargılamanın iadesi istenilen davanın son esas ve karar numarası ile dosya üzerinden “Ek Karar” niteliğinde hüküm kurulmasının isabetli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; yargılamanın iadesi davası, yargılamanın iadesi nedenleri ve bu davalarda izlenecek usul 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 374. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Yasanın 375. maddesinde;çdava dilekçesinde yargılamanın iadesini haklı gösteren sebeblerin açıkça gösterilmesi, 378. maddesinde ise karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak uygun bir teminatın taktiri ile davanın ayrı bir dava olduğu gözetilerek nispi karar ve ilam harcının da alınması gerektiği düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler çerçevesinde somut olay incelendiğinde; yargılamanın iadesini isteyen davalı tarafından herhangi bir harç yatırılmadığı, mahkemece bu hususun gözardı edildiği ve davanın ayrı bir dava olarak yeni esasa kaydedilmediği ayrıca karşı tarafın zarar ve ziyanının karşılanması için teminat gerekip gerekmediği konusu üzerinde de durulmadığı açıktır.
Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmazdaki çekişmeli payın değeri üzerinden harç alınması, davanın yeni bir esasa kaydedilmesi ve karşı tarafın zarar ve ziyanının karşılanması için teminat yatırmasının gerekli olup- olmadığı hususu açıklığa kavuşturulduktan sonra davanın esasına girilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yasal gereklilikler yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.