Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/6956 E. 2014/10621 K. 29.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6956
KARAR NO : 2014/10621
KARAR TARİHİ : 29.05.2014

MAHKEMESİ : GAZİANTEP 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2012
NUMARASI : 2012/16-2012/232

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 3770 ada 1, 3769 ada 1, 5082 ada 1, 436 ada 1, 244 ada 634, 1612 ada 2, 3258 ada 2, 4579 ada 2, 2749 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davalı belediye adına kayıtlı olduğu, 1612 ada 2 parsel sayılı taşınmazda 5/2400 payın dava dışı kişi adına kayıtlı olduğu, mahkemece yapılan uygulama sonucunda dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında taşınmazların tamamının üzerinde cami olduğunun belirlendiği, davacı Hazine’nin 3194 Sayılı Yasa uyarınca yapılan imar düzenlemesi sonucunda oluşan dava konusu taşınmazların ibadet yeri (cami alanı) olduğu ve belediye adına oluşan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtığı, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 16. maddesinde ifade olunduğu üzere camiler kamunun ortak kullanmasına ayrılan kamu mallarındandır. Bu taşınmazların Kamu Tüzel kişileri dışında Özel ve Tüzel kişiler adına tesbiti ve tescili mümkün değildir. 3194 Sayılı Kanunun 3.12.2003 tarihli ve 5006 sayılı Kanun’la değişik 18. maddesinin 3. fıkrasında ibadet yerleri, umumi hizmetler arasında sayılmış ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatla kullanılamayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; Anayasanın 141. maddesi hükmü gereği bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 186. maddesine göre son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı Yasanın 297. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 294. madde de öngörülen biçimde tevhim etmesi asıldır.
Hükmün sonuç bölümünde de istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve hakların birer birer açıkça şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılması zorunludur.
Mahkemece, kurulan hükmün Anayasa ve Usul Yasasının değinilen hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki; mahkemece yazılan kararın, dosyaya toplanan belgeler ve delillerin açıklanması ötesinde gerekçe içermediği gibi, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye elverişli olduğunu da söyleyebilme olanağı yoktur.
Hâl böyle olunca; öncelikle çekişme konusu taşınmazları davalı belediyenin edinimine ilişkin dayanak belgelerin getirtilerek davalının edinme nedenlerinin denetlenmesi, taşınmazların imar planındaki durumlarının tespit edilmesi ve taşınmazların edinme nedenleri imar durumları nazara alınarak her bir parsel yönünden iddianın ayrı ayrı değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, anılan hususların göz ardı edilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; 1612 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davalı belediye dışında dava dışı F. S.’in paydaş olduğu, tapu iptal ve tescil istekli eldeki davada anılan paydaşın davada yer alması sağlanmadan karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalı Belediyenin temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.