Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/6973 E. 2014/9509 K. 08.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6973
KARAR NO : 2014/9509
KARAR TARİHİ : 08.05.2014

MAHKEMESİ : BODRUM 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/04/2013
NUMARASI : 2009/448-2013/165

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil,olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davacılar; babaları M.. K..’ün 29.05.2004 tarihinde 1214 parsel sayılı taşınmazının vekil marifetiyle davalılara temlikinin sağlandığını, ancak vekaletnamenin usulsüz alındığını ve davalılar arasındaki satışın da muvazaalı olduğunu; bir kısım davalılar aleyhine açtıkları tapu iptal ve tescil davasının kabulle sonuçlanıp payları oranında adlarına tescil kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ancak açılan o davada verilen tedbir kararına rağmen taşınmazın davalılardan K.. İ.. A..’a düşük bedelle devredildiğini, davalının iyiniyetli olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmışlar; davalılar ise, davacıların iddialarının yerinde olmadığını, satışların gerçek olup, iyiniyetli olduklarını bildirerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1214 parsel sayılı taşınmaz davacıların mirasbırakanı M.. K.. K.. adına kayıtlı iken,murisin dava dışı F.. K..’ü satış yetkisini de içerir şekilde vekil tayin ettiği, vekilin 05.12.2013 tarihinde 1214 parsel sayılı taşınmazı üzerindeki ipotekle birlikte davalılardan Mümtaz’a satış suretiyle devrettiği, O’nun da anılan taşınmazı 29.07.2004 tarihinde diğer davalı Ferhat’a satış suretiyle temlik ettiği, Ferhat’ın da 20.11.2006 tarihinde davalılardan Kemal’e aktardığı ve halen Kemal adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten de, davacılar tarafından dava konusu taşınmaz hakkında eldeki davanın davalılarından Ferhat, Mümtaz ve dava dışı vekil Funda aleyhine 27.04.2005 tarihinde ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak Bodrum 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2005/268 esas sayılı davanın 17.04.2008 tarihinde kabulüne karar verilip, derecattan geçerek 02.07.2009 tarihinde kesinleştiği, bu sırada son kayıt maliki Mümtaz’ın dava devam ederken taşınmazı 20.11.2006 tarihinde eldeki davanın davalılarından davalı Kemal’e devrettiği; bu durumda, davacıların payı itibariyle davalılardan Ferhat ve Mümtaz adına oluşan tescilin yolsuz olduğunda kuşku yoktur.
Bu durumda son kayıt maliki Kemal İlker’in iyiniyetli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.
Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Öte yandan, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK’nin 1023. maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1. fıkrasına göre “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde öngörülmüştür.
Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.
Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim bu görüşten hareketle, “kötü niyet iddiasının def’i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı” ilkeleri 8.11.1991 tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İçtdihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
Ne var ki; davalı Kemal İlker bakımından hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur.
Hal böyle olunca;davacılar tarafından açılan Bodrum 1.AHM.nin 2005/268 E-2008/229 K.sayılı kararının 02.07.2009 tarihinde kesinleştiği,davalı Kemal İlker’in taşınmazı 20.11.2006 tarihinde satın alması gibi olgular da değerlendirilerek, Kemal İlker’in iyiniyetli olup olmadığının yukardaki ilkeler uyarınca açıklığa kavuşturulması tarafların daha önce bildirdikleri tanıkların yeniden dinlenilmesi, bu doğrultuda tüm delillerin toplanması ve irdelenmesi, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması davalı Kemal’in iyiniyetli olduğunun saptanması halinde bedel isteğinin değerlendirilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.