YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7159
KARAR NO : 2014/12290
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ : MALATYA 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2013
NUMARASI : 2013/1111-2013/1547
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerin düzeltilmesi isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının, kayden maliki olduğu 932 ada 63 parsel ve 138 ada 7 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında ‘M. A..’ olması gereken baba adının ‘Osman’ yazıldığını ileri sürerek baba adının nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesi isteği ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, taşınmazların kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/2-ç-1 maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez. Şöyle ki, dosyada bulunan 12.1.1994 ve 24.3.1975 tarihli akit tablolarına göre kayıt maliki M.. P..’ın baba adının ‘Osman’, anne adının ‘Fatma’ olduğu, davacının ise ‘M. A.. ve Sultan oğlu’ olduğu, davacının nüfus kayıtlarındaki vukuat bilgilerine göre Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/306 E-2012/225 K sayılı ilamı ile nüfusa tescil edildiği, mahkemece kimlik bilgilerindeki çelişki giderilmeden ve söz konusu mahkeme ilamı getirtilerek davacının kimlik bilgileri ile ilgili bir değişiklik yapılıp yapılmadığı belirlenmeden sonuca gidildiği görülmektedir.
Hâl böyle olunca; yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, gerekirse keşif yapılıp mahallinde sağ iseler tutanak tanıkları ve yerel bilirkişiler dinlenerek gerçek malikin tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de, dava konusu 138 ada 7 parsel sayılı taşınmaz bakımından olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değil ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
Davalı vekilinin, temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.