Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/7385 E. 2014/12931 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7385
KARAR NO : 2014/12931
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

MAHKEMESİ : BATMAN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/01/2014
NUMARASI : 2012/426-2014/44

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı İhsan tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, tetkik hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp, düşünüldü;

-KARAR-

Dava, ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı İhsan tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kayden paydaşı olduğu 36, 37, 38 ve 39 parsel sayılı taşınmazlara davalıların haksız müdahale edip taşınmazlardan yararlanmasına engel olunca aleyhlerine Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde ecrimisil istekli dava açtığını, yapılan yargılama sonucunda 2007/113 esas sayılı dosyada sulh olduklarını ve 38 parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan 356 parseldeki (A) ile gösterilen 20.000.m2, (B) ile gösterilen 10.000.m2 ve 358 ifraz parselindeki (C) ile gösterilen 10.000. m2.lik alanın kendi kullanımına bırakıldığını, ancak (A) alanını kullandığı halde (B) ve (C) alanlarına davalıların elatmaya devam ettiklerini ileri sürerek 30.04.2008 tarihinden itibaren 10.000, TL ecrimisilin faiziyle tahsili isteğiyle eldeki davayı açmış, yargılama sırasında ıslah ile 29.660,00 TL ecrimisilin tahsilini istediğini bildirmiştir.
Davalı İhsan, taraflar arasında yapılan sulhün geçersiz olduğunu, dava konusu yerleri kendisinin kullanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı, yargılamaya katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazlarda tarafların paydaş oldukları, Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/113 esas sayılı dosyasında tarafların sulh olmaları neticesinde dava konusu (B) ve (C) alanının davacının kullanımına bırakıldığı, intifadan men koşulunun daha önce taraflar arasında bu yerin dava konusu olmakla oluştuğu, davalıların çekişmeli yerleri kullandıklarını tevil yoluyla kabul ettikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 38 ve 39 parsel sayılı taşınmazlarda davacı ve davalı İhsan ile dava dışı bir çok kişinin paydaş oldukları, davalı Cemil oğlu Mehmet’in kayıtlarla ilgisinin kurulamadığı, daha sonra 14.03.2012 tarihinde 38 parselin ifrazından 432 ve diğer parsellerin, 39 parsel sayılı taşınmazın ifrazından ise 435 ve diğer parsellerin oluştuğu, yargılama sırasında 21.03.2013 tarihinde ise taşınmazların toplulaştırma işlemine tabi tutularak birçok ada ve paresellerin meydana geldiği, davacının iddia ettiği gibi 356 ve 358 ifraz parsellerinin kaydının ise dosya içinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; davacının davalılar İ.. G.. ve M.. G.. ile dava dışı kişiler aleyhine 36, 37, 38 ve 39 parsel sayılı taşınmazlara elatmanın önlenmesi isteğiyle açtığı davanın, Batman Asliye Hukuk Mahkemesinde 18.02.2004 tarih, 2001/893 esas, 2004/149 karar sayılı ilamıyla, davacının çekişme konusu taşınmazlarda paylarını kullanamadığı gerekçesiyle kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmeden 09.09.2004 tarihinde kesinleştiği, infazının Batman icra Müdürlüğünün 2004/4175 esas sayılı dosyasında 27.10.2004 tarihinde davalıların yokluğunda yapıldığı görülmektedir.
Diğer taraftan; davacının davalılar ve dava dışı kişiler aleyhine aynı 36, 37, 38 ve 39 parsel sayılı taşınmazlara müdahaleleri nedeniyle 26.02.2007 tarihinde ecrimisil istekli dava açıp geriye dönük 3 yıllık ecrimisil talebinde bulunduğu, yapılan yargılama sonucunda Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.2008 tarih, 2007/113 esas, 2008/212 karar sayılı kararı ile 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamı sonrasında tarafların sulh oldukları gerekçesiyle 38 (ifrazen 356) parseldeki (A) ile gösterilen 20.000.m2, (B) ile gösterilen 10.000.m2 ve aynı yer 38 (ifrazen 358) parseldeki (C) 10.000.m2. olarak fen bilirkişi A. Ü.’ün 11.04.2008 tarihli raporunda gösterilen yerlerin davacı tarafından kullanılmasına ve davacının ecrimisil talebinden vazgeçmesine şeklinde tespitine, sulh nedeniyle ecrimisil yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmeden 10.09.2008 tarihinde kesinleştiği, hükmün infazının Batman İcra Müdürlüğünün 2011/3683 esas sayılı dosyası üzerinden 27.04.2011 tarihinde yapıldığı, aynı günlü tutanak ile yukarıda açıklandığı şekilde (A) alanını davacının kullandığı, (B) alanını dava dışı Heybet Görken’in, (C) alanını ise dava dışı İhsan oğlu M.. G..’in kullanmakta olduğunun tespit edildiği açıktır.
Ayrıca, müşteki davacı H.. G..’in şikayeti üzerine sanıklar; İ.. G.. ile Cemil oğlu M.. G.. hakkında 21.09.2006 suç tarihli resmen teslim alınan taşınmaza el koyma suçundan açılan dava sonucunda, Batman 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.03.2012 tarih, 2010/1195 esas, 2012/227 karar sayılı kararı ile, sulh anlaşmasına göre müşteki kullanımına bırakılan (B) ve (C) alanına sanıkların ekip biçmek suretiyle el koydukları, arazinin kolluk marifetiyle yeni ekili olduğunun tespit edildiği, tanık beyanlarına göre sanıkların çekişmeli yerleri kullandıklarının anlaşıldığı, mahkeme kararına muhalefet ederek müşteki kullanımına bırakmadıkları, suçun sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyetlerine karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedildiği de sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda somut olaya bakıldığında, çekişme konusu 38 (ifrazen 432) ve 39 (ifrazen 435) parsel sayılı taşınmazlarda davacı ile davalı İhsan’ın ve dava dışı bir çok kişinin paydaş oldukları, tarafların aralarında daha önce görülen davalar neticesinde sulh oldukları, dava konusu edilen (B) ve (C) alanının davacı kullanımına bırakıldığı, ancak, (B) ve (C) alanlarının sulh anlaşması ile kendisine bırakılmasına rağmen davalıların müdahalesi nedeniyle kullanamadığı iddiasıyla davacının sulhün tespitine dair karar tarihi olan 30.04.2008 tarihinden itibaren ecrimisil talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı ve yapılan uygulama sonucu elde edilen bilirkişi raporu içeriğinden; davacının 38(ifrazen 432) parsel sayılı taşınmazdaki (B) 10.000 m2.lik alan için dava açmış ise de bu parselde (A) 20.000 m2.lik alanı kullandığı, dolayısıyla payına karşılık kullandığı bir yer olduğu, davalı İhsan’ın haksız işgalinden söz edilmeyeceği, kaldı ki, bu alanı davalı İhsan’ın kullandığının sabit de olmadığı açıktır.
O halde, davalı İhsan aleyhine (B) 10.000 m2’lik alan bakımından açılan ecrimisil davasının reddine karar verilmesi gerektiğinde kuşku yoktur.
Diğer taraftan; 39 (ifrazen 435) parsel sayılı taşınmazın kapsamında kalan (C) alanı bakımından ise mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin karar vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; 39 (ifrazen 435) parsel sayılı taşınmazda davacının payına karşılık ecrimisil istenen dönemlerde kullandığı veya kullanabileceği yer olup olmadığının tespit edilmesi, davacının payına karşılık kullandığı yer olmadığının belirlenmesi halinde davacının çekişmeye konu ettiği yerin davalı İhsan kullanımında olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması, yukarıda içeriği açıklanan Batman 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.03.2012 tarih, 2010/1195 esas, 2012/227 karar sayılı kararının gözetilmesi ile hasıl olacak sonuca göre bu alan bakımından bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davalı İhsan’ın bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.