Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/7722 E. 2014/17389 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7722
KARAR NO : 2014/17389
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ : KOCAELİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/03/2013
NUMARASI : 2012/431-2013/131

Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava; yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil, maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacı; R.K.. C.. vekillerince alınan usulsüz yetki belgesine istinaden 1075 ada 158 parsel sayılı taşınmazın cebri icra yoluyla satışının yapılıp yolsuz olarak O.. H.. adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptali tescil, maddi ve manevi tazminat isteklerinde bulunmuştur.
Mahkemece; davacıya maddi ve manevi tazminat taleplerini açıklayıp harcını ikmal etmesi için bir haftalık kesin süre verildiği halde harcı ikmal etmediği gerekçesiyle davanın HMK’nin 119/2 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 186. maddesine göre son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı Yasanın 297. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 294. madde de öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Gerek davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı yasanın 388. ve gerekse bu yasayı yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Yasanın 297. maddesinde hükmün kapsamı açıkça belirtilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK’nun 297/1-c fıkrasında (1086 s. HUMK’nun 388/3), hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; aynı maddenin 2. fıkrasında ise (1086 s. HUMK’nun 388/son) hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir .
Yine aynı kanunun 298/2. fıkrasında (1086 s. HUMK’nun 388/son), gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.Tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK’nin yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, 17.01.2013 tarihli oturumda “davacının tapu iptali ve tescil isteminin nihai kararla birlikte temyizi kabil olmak üzere husumet nedeniyle reddine, davacı tarafa maddi ve manevi tazminat istemi ile ilgili talep sonucunu açıklaması için HMK’nin 119/1,ğ ve 2.fıkrası uyarınca 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içinde eksikliğin tamamlanması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtar edilmesine” karar verilmiş, davacıda kesin süre içinde maddi ve manevi tazminat miktarlarını belirten dilekçeyi mahkemeye sunduğu halde 06.03.2013 tarihli son oturumda “davanın HMK’nin 119/2 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına” yönünde kısa karar oluşturulmuştur. Gerekçeli kararda ise “davacıya maddi ve manevi tazminat taleplerini açıklayıp harcını ikmal etmesi için bir haftalık kesin süre verildiği halde harcı ikmal etmediği gerekçesiyle davanın HMK’nin 119/2 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına” karar verilmiştir. Harcın ikmal edilmesi yönünde davacıya kesin mehil verilmediği bir yana 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 186. maddesine göre tarafların son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirilmeden tapu iptali ve tescil isteği yönünden 17.01.2013 tarihli oturumda ara kararla, maddi ve manevi tazminat istekleri yönünden ise 06.03.2013 tarihli oturumda iki ayrı hüküm oluşturulduğu gibi gerekçeli kararda tefhim edilen hüküm sonuçlarına aykırıdır. Kaldı ki Tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkin verilen kararlar nihai karar niteliğinde olup ara kararla anılan istek yönünden hüküm kurulamaz.
Bu durumda yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde bir hüküm kurulması için karar bozulmalıdır.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedene hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.