Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/7726 E. 2014/9448 K. 08.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7726
KARAR NO : 2014/9448
KARAR TARİHİ : 08.05.2014

MAHKEMESİ : TARSUS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/12/2012
NUMARASI : 2011/190-2012/533

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Dava, ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar, miras bırakan N…Y… adına kayıtlı olan 377 ada 16 ve 376 ada 8 parsel sayılı taşınmazları davalının tek başına tasarruf ettiğini, elde ettiği gelirden kendilerine her hangi bir ödeme yapmadığını ileri sürerek 01.01.2006 tarihinden sonraki döneme ilişkin 64.918.12 TL ecrimisilin faiziyle birlikte tahsili isteğiyle eldeki davayı açmışlardır.
Davalı, dava konusu taşınmazlardan elde ettiği geliri bina giderlerine ve muris için yaptığı hayır işlerine harcadığını, kira geliri olarak kazanç ve birikimi olmadığını, ortak taşınmaz için yapılan giderlerin mahsubu gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 377 ada 16 parsel sayılı taşınmazda tarafların mirasbırakanı N..Y.. ile davacılar ve davalının paydaş oldukları, diğer 376 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ise mirasbırakan N.. Y.. adına kayıtlı iken 13.01.2010 tarihinde satış suretiyle davalı F.. Y.. ve dava dışı D.. Y..’un paylı mülkiyet üzere malik oldukları, muris N.. Y..’un 13.08.2003 tarihinde ölümü ile eşi davalı F.. Y.. ile ilk eşinden olma çocukları davacılar ve dava dışı D.. Y..’un mirasçı kaldıkları anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, çekişme konusu taşınmazların muris N..’ın ölümünden itibaren davalı F…’nın tasarrufunda olduğu gözetilerek ecrimisilin hüküm altına alınması kural olarak doğrudur. Davalının öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; bilindiği gibi; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira paraları araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek emsal araştırılmalı, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde taşınmazın niteliği gözetilerek bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, ecrimisil hesabı yapılırken davalının ibraz ettiği kira sözleşmelerinin emsal olup olamayacağı irdelenmemiş, bilirkişilerce somut emsal de gösterilmemiştir.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, taraf delillerinin eksiksiz toplanması, bilirkişilerden yeniden rapor alınarak davalının ibraz ettiği kira sözleşmelerinin emsal olup olmayacağının da değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.