Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/806 E. 2014/15199 K. 01.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/806
KARAR NO : 2014/15199
KARAR TARİHİ : 01.10.2014

MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2013
NUMARASI : 2013/471-2013/661

Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 1419 ada 175 parsel sayılı avlulu kerpiç ev vasıflı taşınmazın Süleyman A…dına kayıtlı iken 23.9.1990 tarihinde ölümü üzerine 4.4.2013 tarihinde 1/2 payının davacı Çetin, 1/2 payının davalılardan Neriman adlarına tescil edildiği, Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1990/1169 E. 1990/1063 K. sayılı hasımsız veraset ilamına göre, Süleyman A.n mirasının sekiz pay kabul edilerek iki payının eşi Havva Aktaş’a, üçer payının çocukları Çetin ve Neriman’a aidiyetine karar verildiği, Havva A.’n 21.11.1998 tarihinde ölümünden sonra alınan Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1062 E. 2013/1234 K. sayılı hasımsız mirasçılık belgesine göre ise Süleyman A… mirası onaltı pay kabul edilerek yedişer payın davacı Çetin ve davalı Neriman’a, birer payın ise Havva’nın önceki evliliğinden olan çocukları davalılar Yaşar ve Nesrin’e ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davacının, hatalı mirasçılık belgesine göre yapılan intikal işleminin yolsuz olduğu iddiasına dayalı olarak tapu kaydının iptali ile Eskişehir 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1062 E.1234 K. sayılı veraset ilamında yazılı hisseler nispetinde tapuya tescili talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten de; dava konusu taşınmazın intikalinde esas alınan 1990/1169E.1063K. sayılı mirasçılık belgesinde anne Havva, çocukları Çetin ve Neriman’ın mirasçı olarak gözüktüğü halde, belge tapuya götürüldüğünde anneleri Havva’nın dikkate alınmayarak sadece çocuklar Çetin ve Neriman adına 1/2’şer paylarla tescil edildiği sabittir.
Tapu Sicil Tüzüğünün 74.maddesine göre Tapu Müdürlüğüne ibraz edilen mirasçılık belgesinde anne ve çocuklar olduğu halde sadece çocuklar adına tescil tüzüğe aykırı olup iddianın açıklanan içeriği itibariyle, davanın yolsuz tescil nedenine dayalı olarak açıldığı kuşkusuzdur. Bu durumda, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışılamayacak derecede açıktır.
Hal böyle olunca, işin esasına girilerek, davacıya hasımlı mirasçılık belgesi alması için olanak tanınması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dava tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı; Murisin ölümü üzerine alınan 1990/1169 E sayılı veraset ilamı ile mirasçıların anne Havva ve çocuklar Çetin ve Neriman olduğunu, tapu idaresince anne Havva dikkate alınmadan mirasçılar yalnız iki çocukmuş gibi intikal yapılarak 175 parselin 1/2şer pay itibariyle Çetin ve Neriman adına tescil edildiğini, Havva A…ın ölümü üzerine alınan 2013/1062 E sayılı veraset ilamı ile muris Süleyman’ın mirası 16 pay kabul edilerek 7 payının Çetin, 7 payının Neriman ve birerden 2 payının da Havva’nın önceki evliliğinden olma çocukları Yaşar ve Nesrin’e ait olduğunun belirlendiğini, yapılan intikalin hatalı mirasçılık belgesine dayandığını belirterek doğru veraset ilamındaki paylar oranında kendi adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davalılar adına payları oranında tescilini talep etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire çoğunluğunca; “davanın yolsuz tescil nedenine dayalı olarak açıldığı kuşkusuzdur. Bu durumda, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışılmayacak derecede açıktır.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken husus davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususudur. Zira hukuki yarar 6100 sayılı HMK nın 114/1-h maddesi gereğince dava şartıdır. Dava şartı davanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır.(115/1)”Davacının, bir davayı açmakta hukuki yararı (menfaati) bulunmalıdır. Buna hukuki korunma ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır.
Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir; yani dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır. Dava açmakta hukuki yararı olmayan kişi, Devletin mahkemelerini(davası ile) gereksiz yere uğraştıramaz.
Davacının dava açmaktaki yararı hukuki olmalıdır; ideal veya ekonomik yarar yalnız başına yeterli değildir. Davacı hakkına kavuşmak için mahkemenin kararına muhtaç bulunmalıdır.
Davacının dava açmaktaki hukuki yararının, korunmaya değer bir yarar olması gerekir. …
Davacı, mahkemeye baş vurup bir ilam almadan başka bir yol ile de hakkına aynı güvenle kavuşabilecek ise , artık dava açmakta hukuki yararı yoktur.”(Prof.Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof.Dr. Ejder Yılmaz Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 2011 Baskı)
Somut uyuşmazlığa dönecek olursak; davacı kendi adına intikalen fazla tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalılar adına tescilini istemektedir. Kendi adına bir hak talep etmemektedir. Ortada davacının “hukuki korunması”nı gerektiren bir durum yoktur. Davacının manevi açıdan rahatsız olması hukuki menfaat kapsamında değerlendirilemez. Hukuki menfaat olması için davacının başka yollarla elde edemediği bir yararını mahkemeden istemesi gerekir.
Bu davada davacının yapması gereken davalılara haklarını vermek için usulünce tapu sicil memuru huzuruna davet etmektir. Davacı bu yönde bir işlem yapmamıştır.
Eğer davacının ileride aleyhine dava açılabileceği bunun sonucunda da yargılama giderlerine Mahkum olacağı düşünülse dahi bu durumda da HMK 329.maddesi gereğince kötüniyetle dava açılması halinde de davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmeyeceği gibi davacı aleyhine disiplin para cezasına dahi hükmedilebilecektir.
Sonuç itibariyle, davacının bu davada korunmaya değer bir hukuki menfaati bulunmadığı için dava şartı yokluğundan davanın reddine yönelik yerel mahkeme kararının onanması gerekirken aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.