YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8470
KARAR NO : 2014/12508
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2012
NUMARASI : 2012/542-2012/1216
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2006/605 Esas sayılı tapu iptal ve tescil davasında verilen yetki belgesine dayanarak 28 parsel sayılı taşınmazda kayden paydaş olan “Mehmet oğlu M. U..”‘nun gerçekte nüfus kaydına göre baba adının “Memet”, adının ise ” Mustafa Hakkı” olduğunu, öte yandan; aynı taşınmazda paydaş olan “Mehmet oğlu Mustafa Köse”‘nin nüfus kaydına göre gerçekte baba adının “Memet”, adının ise ” Mustafa H…” olduğu ileri sürerek, anılan taşınmazın tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesini isteği ile eldeki davayı açmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu kağir dükkan vasıflı 28 parsel sayılı taşınmazın 16.12.1966 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları ile 11.08.1930 ve 15.07.1946 tarihli belgeler uyarınca paylı mülkiyet üzere “Mehmet oğlu M. U..”, “Mehmet oğlu M. U..” ve “Mehmet oğlu M. K..” adlarına tespit ve tescil edildiği, anılan kişilere Şanlıurfa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/284E., 2006/224K. sayılı ilamı ile kimlik bilgilerine ulaşılamadığı gerekçesiyle Defterdar’ın yönetim kayyımı olarak atandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/9-ç maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; davacı tarafın iddiasını kanıtlayabilmesi için göstereceği tanıklar ile davaya konu taşınmazın mülkiyeti konusunda bilgi sahibi olan yöreği bilen tanıyan mahalli bilirkişi ve hayatta olmaları halinde tespit bilirkişilerinin gerektiğinde taşınmaz başında yapılacak keşifte beyanlarının alınması, kayıt maliklerine ait anne, baba ve kardeşlerini gösterir nüfus aile kayıtlarının temini, kayıt maliki ile kaydı düzeltilmek istenilen kişilerin aynı kişi olup olmadığının denetlenmesi, mülkiyet nakline sebebiyet vermemek bakımından yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda hükme yeterli araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekiren, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.