YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9101
KARAR NO : 2014/11019
KARAR TARİHİ : 04.06.2014
MAHKEMESİ : KAŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/07/2009
NUMARASI : 2005/50-2009/206
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar ve müdahil davacı vekili ile davalılar Alişan,Musa ve Durkadın vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla temyiz eden anılan bir kısım davalılar vekilinin temyiz harcını yatırmaması üzerine, Dairenin 06/02/2013 tarih, 2012/11959 Esas, 2013/1419 sayılı kararı ile anılan davalılar vekilinin istifa dilekçesi sunması ve istifa dilekçesinin asillere tebliğ edilmiş olması dolayısıyla temyiz harcının temyiz eden anılan davalılardan tahsil edilmesi için geri çevirme yapıldığı, mahkemece Yargıtay ilamının anılan davalılara tebliğ edildiği halde yedi günlük kesin süre içinde harcın yatırılmadığı gerekçesi ile anılan davalıların temyiz isteğinin reddine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmediği anlaşıldı,dosya incelendi,Tetkik Hakimi ..raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere;tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 388. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 298.) maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 389. (yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 298.) maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381. maddesinin son fıkrasının (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294. maddesinin) getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, kısa kararda bulunmadığı halde gerekçeli kararda “6-Davacıların Antalya ili Kaş ilçesi Kınık Beldesi Tersakan Mevkiinde bulunan davalı A.. A.. adına tapuda kayıtlı 138 parsel sayılı taşınmaza yönelik açmış oldukları davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile davacılar muris M.. A.. mirasçıları N.. A.., G.. G.., G.. O.., R.. G.., D.. A.., D.. G.. adına miras hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline,” şeklinde karar verilerek kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Hal böyle olunca; 10.04.1992 gün, 1992/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.