Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/9612 E. 2014/16004 K. 20.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9612
KARAR NO : 2014/16004
KARAR TARİHİ : 20.10.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, … Mahallesi, Atatürk Bulvarı No:4 adresindeki dükkanın mirasbırakanları … …’e ait olduğunu, davalı ile mirasbırakanın en son 01.07.2006 başlangıç tarihli 5 yıllık kira sözleşmesi yaptıklarını, davalının 01.01.2009 başlangıç tarihli başka bir kira sözleşmesinin olduğunu iddia ettiğini ancak bu sözleşmede mirasbırakan adına atfen atılan imzanın sahte olduğunu, bu nedenle davalı hakkında kamu davası açıldığını, öte yandan mirasbırakanın … Optik Ltd.Şti.ile sözleşme yaptığını ve bu şirketin feshedildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazda uzun yıllardır kiracı olduğunu, iddiaların doğru olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının işgalinin haksız ve hukuka aykırı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

-KARŞI OY-

Davacı, murisi ile davalı arasında yapılan kira sözleşmesinin sona erdiğini, davalının dayandığı kira sözleşmesi altındaki imzanın murisine ait olmadığını, ayrıca kiracı şirketin feshedilmesi nedeniyle sözleşmenin sona erdiğini belirterek davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazda kiracı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Yargılama sonucunda taraflar arasında kira sözleşmesinin halen devam ettiği, el atmanın haksız olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında öncesinde kira sözleşmesi olduğu davacının kabulünde olduğu gibi davalı da savunmasını sözleşmenin halen ayakta olduğuna dayandırmış mahkeme de kira sözleşmesinin varlığını kabul etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık tektir. Bu uyuşmazlık ise davacının maliki olduğu taşınmaza yapılan müdahalenin haklı olup olmadığıdır.
Görev kamu düzenini ilgilendirir. Bu nedenle hakim görevli mahkemeyi resen belirlemeli uyuşmazlığın çözümü mahkemenin görevine girmiyorsa görevsizlik kararı vermelidir.
Davacı her ne kadar davasını fuzuli işgal nedeniyle müdahalenin meni davası olarak açmış ise de HMK 33. maddede belirtildiği üzere “Hakim, Türk hukukunu res’en uygular.” ilkesi gereğince “olayların anlatımı taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir” bu nedenle hakim hukuki nitelendirmeyi doğru olarak yapmalı uyuşmazlığın niteliğini belirledikten sonra yine HMK 2 ve 4. maddeleri gereğince uyuşmazlığın çözümünde görevli değilse görevsizlik kararı vermelidir. Görevsiz mahkeme dosyanın esasına girerek davanın esastan reddine karar veremez.
Ayrıca taraflar arasındaki bir tek uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi sonucunda mahkemenin görevli olmaması üzerine görevsizlik kararı yerine davanın esastan reddi yoluna gidilmesi durumunda davacı bir kez de görevli mahkemede aynı davayı açacak bu da “usul ekenomisine” uygun olmayacak, HMK 331/2. maddede belirtilenin aksine davacı iki kez vekalet ücreti ve yargılama gideri ödemek zorunda kalacaktır.
Somut olaya gelince; hakim hukuki nitelendirmeyi doğru olarak yapmış ne varki sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermesi gerekirken davanın esastan reddine karar vermiştir. Yanılgılı olarak verilen bu kararın onanması yönündeki çoğunluk görüşüne yukarıdaki gerekçelerle katılmıyorum.