YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9651
KARAR NO : 2014/11348
KARAR TARİHİ : 09.06.2014
MAHKEMESİ : ÇAYELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/09/2013
NUMARASI : 2011/118-2013/197
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ile bir kısım davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, on parça çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1218, 1224, 1230, 1253, 1255, 1256, 1257, 1263, 1314 ve 3319 parsel sayılı taşınmazların davacı, davalıların mirasbırakanı Ahmet ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu; davacının, taşınmazların uzun yıllardır davalılar tarafından kullanılıp gelir elde edildiği, yararlanmasına izin verilmediği gibi herhangi bir ödeme de yapılmadığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, davacının, kayden paydaş olduğu dava konusu 1314, 1253, 1263, 3319, 1257, 1256, 1255 ve 1224 parsel sayılı taşınmazları, davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın ayrı ayrı kullandıkları saptanarak pay oranında elatmanın önlenmesine; 1218 ve 1230 parsel sayılı taşınmazların ise davalılar tarafından kullanılmadığı belirlenerek bu parsellere yönelik davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tarafların elatmanın önlenmesine yönelik temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Tarafların ecrimisile yönelik temyiz itirazlarına gelince; bilindiği üzere ecrimisil, kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi haksız olarak alıkoyması nedeniyle kayıt malikine ödemekle yükümlü olduğu en azı kira geliri, en çoğu ise mahrum kalınan gelir kaybı olan bir tür haksız kullanım tazminatıdır.
Somut olayda, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar, taşınmazların uzun yıllardır davalılar tarafından kullanıldığını, son bir-iki yıldır davacının kullanıma izin vermediğini beyan ettikleri, davacının da dava dilekçesinde uzun süreli kullanımı kabul ettiği anlaşıldığına göre, taşınmazların davalılar tarafından kullanılmasına uzun süre ses çıkarmayan davacının, bu kullanıma zımnen muvaffakat ettiği ancak ihtarname keşide etmekle muvaffakatını geri aldığının kabulü gerekir. Zira bu kadar uzun süreli kullanımın, zımni muvafakat yönünde “fiili karine” oluşturacağı ve bu karinenin aksi ispatlanmadıkça, ecrimisil talep edilmesinin, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği açıktır.
Bu durumda, davacı tarafından keşide edilen ihtarnameden önceki dönem bakımından davalıların kötüniyetli olduklarından ve ecrimisilden sorumlu tutulacaklarından sözedilemez.
Diğer taraftan, dosya kapsamından dava konusu 1314 parsel sayılı taşınmazda, davacının da kullandığı bir bölüm olduğu izlenimi uyanmakta ve ayrıca davalıların kullandıkları çaylık alanlara ilişkin Çaykur tarafından bildirilen miktarlarla, mahkemece kabul edilen miktarlar arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Buna karşın davacının 1314 parsel sayılı taşınmazda, çekişmesiz olarak kullandığı bir yer olup olmadığı araştırılmamış ve davalıların kullandığı çaylık alanların miktarları tam olarak belirlenmemiştir.
Hal böyle olunca, 1314 parsel sayılı taşınmazda davacının kullandığı bir yer olup olmadığının belirlenmesi, payına karşılık kullandığı bir yer varsa bu parsel bakımından davanın reddine karar verilmesi, davalıların kullandıkları çaylık alanların miktarları tam olarak belirlendikten sonra ihtarnamenin tebliğinden dava tarihine kadar olan dönem için ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yukarda değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.